SON DAKİKA

14 ŞUBAT VESİLESİ İLE…

Bu haber 16 Şubat 2017 - 18:45 'de eklendi ve 746 kez görüntülendi.

                                       14 ŞUBAT VESİLESİ İLE…

 

14 şubat sevgililer günü.. ah ne çok şeyler yazılır bugüne dair. Kalemi elime aldığımda ilk aklıma gelen itiraz kelimem oldu ‘hayır…’ .. sevginin de sevgilinin de günü olmaz arkadaş. Aldığın her nefes sevgiliye ait,,verdiğin her nefes  sevgiye dairdir . Nokta!! . ötesi de beriside yoktur bunun. Fazla uzatmaya laf etmeye lüzum yok. Konu tartışmaya kapalıdır. J  (benim mevzum  bu değil, ben başka şeyler yazacağım. Lakin yazım bu güne denk geldiğinden güne ait bir parağrafla başlayayım istedim.)

Neyse ben yazmayı düşündüğüm mevzuma  giriş yapayım. “Almadan vermek bir tek Allah’ a  mahsustur”  bu sözü bir türlü sevemedim  . Elbette ki Allahın lutfuna sözüm yok, ama öyle tek taraflı ve çıkarcı bir tavırla kullanılıyor ki bu söz ,canımı çok sıkıyor. O verilen şey her ne ise bu tafra verilmişse, aslında hiçbişey  verilmemiştir.. Ya da  verilmeseydi keşke J . Elma, sevgi,umut .. .verilen her ne ise bir gün geri dönüşü olur düşüncesiyle olursa kaydadeğer değildir. Verilen şey verildiği anda unutulmalıdır. Evren adil bir dengede olduğuna göre alınan- verilen her zeminde eşit olacaktır. Bu süreçte yaşanan duygular insanda olumlu ya da olumsuz durumlar doğuracaktır. Verdiğin  elma da olsa, mutluluk ta olsa ,verirken yaşadığın haz seni zaten mutluluğa boğacaktır –şayet karşılık beklemiyorsan- Değilse ,o beklediğin karşılık gelene kadar yaşayacağın savaş seni yer bitirir. İyilik yap denize at,mahluk bilmezse halik  bilir. İşte bu cümle olmalı insanın hayatında .Veren insanın mutluluğu- fark edebiliyorsa- değer biçilemez niteliktedir. Belki de insan olma sanatının  ilk adımıdır. Evet, insan olmak sanattır.( Buraya virgül koyup konuyu rafta  tutuyorum  birgün döneceğizJ )

Geçmiş zaman ,komşuma bir kase çorba götürdüm,kasem boş gelmedi . Bilmem kaç dönüm zeytinliği varmışmış, ben ona çorba vermişim ya!,  o zeytinlerden bana da sunası gelmiş tabak boş verilmez diye . E  sen bana yıllardır sende olan zeytinlerinden tattırmadın , ben sana çorba verince senin de bana bişey vermen gerektiğini düşündüğün  için verdin.  Ee ben sana çorbayı, sen bana bişey verdin diye vermedim !!? ee bu nasıl iş. Aklım kesildi. Sen mi doğrusun ben mi ? … Bakkal Osman Dayı  müdür Remzi Bey in oğlunu dükkanını kapatıp okula götürüyor,üstelik hergün.Osman Dayının ekmek kapısını hergün yarım saat kapatmasının tek sebebi Remzi Beye işi düştüğünde geri çeviremezmiş,eli mahkummuş, kendisi ona iyilik yapıp çocuğunu hergün götürüyormuş. Bizzat duymuştum bunu Osman Dayı nın ağzından. Yaptığı şeye bi de iyilik demez mi!  Bu da, alıp vermenin ; verip, almaya mecbur ettirme hali. Yazarken bile daral geldi. Birşey  yapacaksanız içinizden geldiği için yapın efendim. Ne devamı olacak diye, ne de öncesi vardı diye eşinip durmayın. Veren elin alan elden üstün olduğunu unutmadan hayatınıza devam ediniz.

Nazım ın  dizeleri ile konuyu bağlayasım geldi

..Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan

ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil….

Sevgiler saygılar efendim….

-Haa bu arada  , hadi şimdi 14 şubatla ilgisi olmaksızın sevdiğinize gidip sevdiğinizi söyleyiverin. ‘-ben de!..’ diyen O  olsun.

Bi de sarıldığınızda  ilk bırakan siz olmayın. J.

Funda Arkın AKBAŞ

 

Funda Arkın Akbaşfundakbas1@gmail.com