SON DAKİKA

28 ŞUBAT TRAVMASI…

Bu haber 28 Şubat 2016 - 0:18 'de eklendi ve 520 kez görüntülendi.

Çoğumuzda travmatik etkileri olan ve zamanın siyaset piyonlarının “bin yıl sürecek” dediği ancak on yıl bile süremeden tarihin tozlu raflarındaki kirli yerini aldığı 28 Şubat bir kez daha gündemde.

Tarihte rol alabilmek maharet midir? Elbette hayır. Önemli olan o uzun serüvende bir nokta bile olsa hayırla yad edilebilmektir.

Bir insan devlette çeşitli kademelerde görev yapmış olabilir. Bu süreçte meşgul ettiği ve emanetçi olduğu o makamın hakkını ne kadar verebilmiştir? Milletin kendisine “halka hizmet etsin” diyerek tahsis ettiği imkanları, o, halk için çalışıp çabalayarak emanetin hakkını verebilmiş midir?

Kişi bir koltuğun, odanın, arabanın, lojmanın, protokolün imkanlarını vatandaş için seferber mi etmiştir yoksa talimatla mı iş yapmıştır? Psikolojik baskılar, medyanın pis yüzü, inanca saldırı, entrikalarla alaşağı edilen siyasiler, insanlar, mağdurlar vs…

28 Şubat denince benim aklıma kısaca bunlar geliyor…

O süreçte milletin imkanları, millete rağmen bu milletin değerlerinin tersine kullanılarak, dindar insanlar suçlu ilan edilmişti.

28 Şubat, Mısır, Libya, Suriye olayları patlak verdikten sonra daha belirgin olarak anlaşılabilmektedir. 28 Şubat’ın gizli ve zahir faillerinin amaçları, hedefleri bu gün daha iyi değerlendirilmekte ve devrin mağdurları ve özellikle Rahmetli Erbakan’ın o süreçteki ön görülü tutumu bu gün daha net olarak anlam kazanmaktadır.

Milletin önemli bir kısmının dava olarak gördüğü ve bildiği siyasi parti kapatıldığında “bu tarihi süreçte bir nokta bile değildir, yarın çalışmalara kaldığımız yerden tekrar bismillah deriz” diyerek, ülke sokaklarında kardeş kanı akıtmak isteyenlere, akıllı, sabırlı ve konjonktürel bir mesaj verilmiş ancak onlara asla fırsat verilmemiştir.

28 Şubat’ın üzerinde yirmi yıla yakın bir zaman geçmiştir. Halkın ruh halini ezip geçen tank paletleri bu gün artık kötü bir mazinin adıdır. Bu millet nasıl ki Menderes’e iade-i itibar etmişse bu gün de 28 Şubat mağdurlarını, gönlünün en müstesna yerine yerleştirmiştir.

Lakin artık 28 Şubat’a takılıp kalmamak gerektiğinin hatırlatılması da elzem olmuştur.

28 Şubat’ı unutmayalım, unutturmayalım ama oraya takılıp kalmayalım. Bu tarihin kara lekesini Rahmetli Erbakan Hocamız’dan öğrendiğimiz, “önce ahlak ve maneviyat, hayat iman ve cihattır, azim ve çalışmakta inat etmek, tökezleyince ayağa kalkıp tekrar koşmak, yenilgi kavramını literatürden silmek gibi” anlayışları, hayatımızın merkezine koyup mücadele ederek silebiliriz.

O hayatının son günlerinde dahi Afrika’daki ilaç bulamayan Müslüman yavru, Filistinli anne, çöpten ekmek toplayan çocuk için gözyaşı dökerek, tüm bunların dertlerine derman olabilmek uğruna çok mücadele vermemiz gerektiğini söylüyordu.

Yine yakın bir arkadaşımızdan naklen Sayın Erbakan’ın ideali evvela bu ülkeyi yönetenler inanca saygılı olacaklar, sonra inanca hizmet edecekler ve en son, o yöneticiler bu ülkenin inancından olanlardan olup inananlara hizmetkar olacaklardır. İçinde bulunduğumuz bu güzel günleri, temelini atıp bina edebilmek ve görebilmek ancak Erbakan ferasetinde bir Dava Adamı’nın ön görüsü olabilir.

O halde kara günleri bir daha yaşamamak için çok çalışmanın, çabalamanın ve koşmanın vaktidir.

Eldeki imkanları, iman hareketine kullanmanın, aksiyoner gençliği yetiştirmenin, o gençliğe ideal ve anlam kazandırmanın tam zamanıdır.

Tarihin sayfaları çalışmayan, uğraşmayan ve nihayet azan milletleri, Allah’ın cezalandırdığına dair yüzlerce örnekle doludur. Endülüs’ü okuyup İspanya’yı gören; Osmanlıyı bilip bu günkü dünyaya bakan kişi bu örnekleri çok net olarak anlayabilir. Dün dedemiz Sultan Süleyman ta Endenozya’daki sömürüyü fermanıyla bitirirken bu gün bizler, burnumuzun dibine dokunamıyorsak geçmiş ve günümüzle alakalı önemli muhasebe yapmak ihtiyacı vardır demektir.

İman varsa imkan da vardır, amenna…

İmkan varken; tembellik, çıkar, lüx, debdebe, dünya nimetlerinde boğulma mevcut ise helak olmak mukadderdir demektir maazallah…

Emanetçi olduğumuz şu fani alemde, bekçiliğini yaptığımız imkanları Allah rızasına nail olabilmek için kullanmak, akıllı Müslümanın yapacağı iştir. Yıllara mal olmuş mücadeleler sonucu elde edilen nimetleri, Hz. Ebubekr’in sadakatini, Hz. Omer’in adaletini, Hz. Osman’ın takvasını ve Hz. Ali’nin cesaretini örnek alarak ümmet yararına kullanmak mücadeledir, mücahadedir.

Bu millet uzun tarihi geçmişinde o kadar çok travmalar yaşamıştır ki Allah’a hamdolsun hepsinin üstesinde gelmeyi başarmıştır. Önemli olan ise tarihin değil hatalarımızın tekerrür etmemesidir.

Bu duygu ve anlayışla Kur’an’ı kılavuz, Peygamberimizi örnek alarak yürürsek Allah’ın izniyle aşamayacağımız engel yoktur.

Allah bu millete bir daha 28 Şubat ve benzeri kötü günler yaşatmasın…

“Gevşemeyin, üzülmeyin; inanıyorsanız en üstünsünüz” (Al-i İmran 139)

Selam olsun onlara…

“…Kurtuluş hidayete tabi olanlarındır” (Taha 47)

Abdulbaki Muratabakimurat@hotmail.com