SON DAKİKA

ABARTIYOR MUSUNUZ ?

Bu haber 31 Ocak 2018 - 21:45 'de eklendi ve 3.732 kez görüntülendi.

” Abartıyorum; çünkü anlaşılmak istiyorum.”  Franz Kafka’nın söylediği cümle çok doğru.. Bu cümleyi “dışardaki insanlar beni anlasınlar, fark etsinler, varlığım karşı tarafta da anlam bulsun” gibi algılayabiliriz. Çünkü biz, biri tarafından anlaşıldığımız zaman hissediyoruz varlığımızı. Bunun eksikliğini yaşadığımız yerde daha fazla konuşmak, daha ısrarcı olmak, ikna etmeye çalışmak, uzun uzun açıklamalar yapmak, var olan olayı tekrar tekrar anlatmak gibi durumlara düşüyoruz. Aslında “abartmak” tam da altına bakarsak  bu gibi şeyler. Uzun cümleler, açıklama yapmak, ikna etmeye çalışmak, normalden az ya da daha fazla duygu katmak.. bunların hepsi abartı. Daha da altına bakarsak, neden abartıyoruz.? Biz bir şeyin eksikliğine dair o duyguya girdiğimiz zaman, onu tamamlayacağımıza   güven duygumuz yoksa ” özgüven eksikliği” dediğimiz şeye dönüşüyor. Artı, bizim konuşma ihtiyacımız aslında biraz Şişli escort kendimizi de ikna etme çabası. “Karşı taraf beni anlasın” nın altında,  ben kendimi de bir şeylere ikna etmeye çalışıyorum ” bu böyle değil, böyle dimi”.  Bu biraz onaylanmayı içeriyor. Bu biraz duyulmayı, işitilmeyi, takdir edilmeyi içeriyor. Aynı fikirde olan insanlara daha fazla anlatıyoruz ki, anlaşıldığımı hissedeyim. Bizi anlamayacağımızı düşündüğümüz yerler de daha fazla konuşmaya geçiyoruz. Bu biraz daha; kendine söyler gibi anlatmak, kendini ikna etmek için anlatmak gibi..

 Bazen herhangi bir konuda uçlara gidebiliyoruz. Ya bir şeyleri koşturur halde yapmaya çalışıyoruz, bir çaba içine düşüyoruz ya da hiç bir şey yapmıyoruz. Her şeyin aşırısında bir sıkıntı var. Abarttığımızda ihtiyacımızdan fazlasını istiyoruz demektir. “bu bana iyi geldi, daha fazlası. Ayrıca aynı şeyi daha fazla artırarak verdiği zevki de artırmaya çalışıyoruz.  Hani “Azı karar çoğu zarar” diye bir söz var. Hangi konuda olursa olsun aşırılığa gidiyorsak, orda bize zarar vermeye başlayan bir şeye geçiyoruz. Bu bir duygu da olsa, aşırı bir sevgi gösterisi, bir cümlenin fazlalığı, uzun uzun cümleler kurma, birine verilen emek de olsa, çoğu şeyin aşırısı aslında başka bir şeyin eksikliğini kapatma ihtiyacı.  Abartı da takviye etme çabası , dışarıdaki bir şeyle bağ kurmak ihtiyacı ve onlardan enerji alış-verişi ihtiyacı da var. Bize iyi geldiğini düşündüğümüz şeyleri, her enerjimizin düştüğü zamanlarda daha fazla yapar hale geliyoruz. Bu durum bazı insanda alış-veriş, bazı insanda seyahat etmek,  bazı insan da iş, bazı insanda unvan, statü, bazı insanda aşırı ilgi, vb.. Bu bir kaçış, bir savunma mekanizması.  

Aşırılığa gitmemizin sebebi; hayatı kontrol etmeye çalışıyoruz. Bildiğimiz ve işimize yarayan bir şeyi, her yerde uygulamaya çalışarak, daha fazla uygulamaya çalışarak, daha fazla mutlu olacağımızı zannediyoruz. Halbuki araçları amaç haline dönüştürmektir aşırılığa gitmek. Kendi gücünden, kendini beslemekten vaz geçip, birinin sana bir şey vermesini istemektir aşırılığa gitmek. Araçları amaç haline getirdiğimiz, ” bu olmazsa yapamam” dediğimiz, “bu olursa daha iyi olur” diyerek ondan başka bir şey düşünemediğimiz, tutunduğumuz her şey bizi aşırılığa götürür. Bu yol emeğimizin boşa gitmesine sebep olan, bizi yoran ve elde etmek istediğimiz şeye doğru bizi götürmeyen bir yol. Halbuki genel-geçer bir doğru var. Her şeyin miktarını artırırsan etkisini azaltırsın. Abarttığımızı fark ettiğimiz zaman ne hissettiğimiz çok önemli. Eğer huzurlu değilsek  mümkünse aslında neye ihtiyacımızın olduğunu anlayıncaya kadar biraz beklemek. Bu bekleme hali hiçbir şey yapmadan bekleme hali değil. Farkındalığımızı aktif tutarak kendimize deneyimleme fırsatı veren,  bilinçli seçimler yaptıran, abarttığımız her şeyden sonra ne hissettiğimizi anlamak için tutunmadan adım atarak küçük bekleyişler. Neyin eksikliğini kapatmak için abartıya gittiğimizin farkında olmamız dileğimle sevgiyle kalın.

Yasemin Topcuogluyasemintpc@outlook.com