SON DAKİKA

antalya escort bayan

ATATÜRK ve DİN

Bu haber 16 Şubat 2014 - 16:53 'de eklendi ve 2.629 kez görüntülendi.

Atatürk                   

            ATATÜRK ve DİN   (Aklımızı Başımıza Almak)

            Allah, Ay’a, Güneş’e, yıldızlara, Yere, Göğe, doğa güçlerine, ateşe, insana, hayvana, Şeytan’a, putlara (temsili sembollere), mala vs. tapınmayı yasaklamıştır. Bunları temsil eden, cisme, resme, şekle, büste, heykele tapınmayı yasaklamıştır. Medeni düşünce ve yaklaşımlardan binlerce yıl önce… Çünkü bunlar Tanrı değildirler. Bunlar cahilliğin veya sapıtmışlığın sonuçlarıdırlar. Akla ve mantığa sahip insanın böyle şeylere tapınması, akla ve ilme uygun değildir. Çünkü gerçeğe uygun değildir. Bugün insanlığın ulaştığı aşama, böyle şeylerin kesinlikle tanrı olamayacağını anlayabilecek, bilebilecek ve tereddüde düşülmeyecek bir bilgi düzeyidir. O halde artık insanın böyle şeylere tapınması mümkün değildir. Geri kalmış veya aklen sapıtmış olmadıkça.
            Bugün büstler, tapınmak amacıyla yapılıyor değillerdir. Amaç, anı, saygı, sanat, insani duygular ve güzelliktir. Böyle de kalmalıdır. Allah’ın doğal olarak men ettiği tapınmak amacı olmadığına göre, yasağın da anlamı kalmaz. O nedenle, bu gibi şeyere dinsel amaçla saldırmak, cehaletten doğan bir yanlıştır. Bunların önüne tapınmak amacıyla gidenler var ise, bu onların cehaletini ve akli sapıklığını gösterir. Bu, onların ruhsal ve kişisel sorunudur. O şeyin veya büstün günahı değil. Bu,tedavisi gereken bir durumdur.

            Bazı saldırılar, Atatürk’e duyulan bir tepkinin sonucu ise, yine cehaletin ve bilgisizliğin rolü vardır. Onlar,  Atatürk konusunda samimi bir bilgilendirmeye muhtaçtırlar… Atatürk, Allah’ına inanan, dini İslâm’a saygılı, din gerçeğini kavramış bir insandır. Bugün Anadolu’da camilerin ve minarelerin varlığını korumasının, binlerce yenisinin yapılmasının, ezan’ın göklere yükselişinin, (kefeninin üstüne peygamber hırkası tozu serptirmeyi düşünüp de, âlim ve cahil herkes için gönderilen Allah’ın kutsal kitabı Kuran’ı, halkının kendi ana dilinde de okuyup anlamasını sağlamayı düşünememiş bazı Selçuklu ve Osmanlı yöneticilerinin aksine), büyük din bilgini Elmalılı Hamdi Yazır’a Kuran’ın Türkçeye tercümesini yaptırmış olmanın onurlu sahibidir. Keza Kuran’ın, ona Türkçe tefsirini (yorumunu) yazdırmış, Peygamberimizin hadislerini de Türkçeye çevirtmiş, 10.000 adet Türkçe Tercümeli ve Açıklamalı Kuran’ı  halk’a ücretsiz dağıtmış, imanını pek çok kez açığa vurmuş ve İslâm dinini övüp yüceltmiştir. Cumhuriyet’in din kurumlarından Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurdurmuş, Tevhidi Tedrisat (birleştirilmiş eğitim öğretim) içinde İmam-Hatip Okulu ve İlâhiyat Fakültelerinin açılmasını sağlamıştır… Unutulmasın ki Atatürk, çağının Alman Hitler, İtalyan Mussolini ve İspanyol Franko faşizmini; Rus Marx, Lenin, Stalin veya  Çin Mao komünizmini de tercih ederek; camileri kapattırır, yıktırır, dini ve imanı da yasaklayabilirdi. O eğer dinsiz olsaydı.

          Görülüyorki Atatürk, “İnançlara saygılı laiklik” ten  yanadır. Halkının çoğunluğunun ve kendisinin Müslüman olması nedeniyle de, İslâm dinine ayrıca  saygılıdır.  İşimize gelsin gelmesin, gerçek budur. Ona şükran borçluyuz. Hem ülkemiz ve bağımsızlığımız, hem de dini  inancımız için. Gerçek vicdan ve iman sahiplerinin başka türlü düşünmeleri mümkün değildir.

          İman vefa da  gerektirir.

          Geçmişte şöyle olmuştu, böyle olmuştu. Şöyle olacaktı, böyle olacaktı… Onlar artık geçmişte kalmıştır. Onlar işin teferruatıdır, öz budur.  Öz doğru olduğuna göre, teferruata göre karar vermek yanlıştır. Geçmişte gönlünde Hitler veya Stalin özlemini yaşatmış olanlar bulunabilir. Şekil değiştirmiş olarak bugün de mevcut olabilirler. Olanlar tarihe mal olmuştur. Bugün adam gibi oturup, süregelen yanlışları düzeltmek bize düşer. Birbirimize düşerek, onun son anda bize kazandırdığı bu toprağı, bu bayrağı ve bu dini elimizden kaptırmayalım. Yoksa yarın düşmanın da ilk yapacağı, bu değerlerimizi yıkmak; bizi vatansız, bayraksız ve imansız koymaktır. Aklımızı başımıza alalım!

          Unutulmasınki Atatürk’ün içinden geldiği kültürün bir ayağı, Mevlâna’nın da içinden geldiği insancıl ve hak kültürdür.

 

Halil İbrahim YAMAN

Sevgi Devleti. Sayfa 94-96

http://hayaman4.blogspot.com

 

 

http://www.ataturkeserleri.com/Ataturk-ve-islamiyet-Seti-urunid1908.html * tavsiye kaynaklar...

http://www.ataturkeserleri.com/Ataturk-ve-islamiyet-Seti-urunid1908.html * tavsiye kaynaklar…

Halil İbrahim Yamanhayaman1@gmail.com
HALİL İBRAHİM YAMAN .Hukukçu, Şair, Yazar, Fikir Adamı. * Bolu’nun Gerede İlçesi’ne bağlı Bucak iken 1991 yılında İlçe olan, bugünkü Dörtdivan İlçesi’nin Yalacık Köyü’ndendir. Kayden de Yalacık doğumlu olup, 1950 yılında “doğum sorunları sebebiyle” Ankara’da doğumevinde Dünya’ya geldi. Sekiz yaşında da, annesiyle, Ankara’da çalışan babasının yanına geldiler. * Ankara Atilla ve Gülveren İlkokulları ile Gülveren Ortaokulu ve Lisesi'nde okudu. İki yıl kadar Ankara İmam-Hatip Okulu'nun Orta bölümüne devam etti. Ortaokulda Şiir, Lisede Makale yazmaya başladı. Lisedeki, ilk şiir yazma yarışmasında birincilik, yağlı boya resimde ise üçüncülük aldı. Şiirlerini olgunlaşmadan ortaya çıkarmadı. * Üniversite öğrenimini, Ankara Valiliği'nde memurken yapıp, 1977 de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Öncesinde, bir yıl da AÜ. Yükseliş Mimarlık ve Mühendislik Yüksek Okulu İnşaat Mühendisliği akşam bölümüne devam etti. İmkânsızlıklar sebebiyle 3 kez okul değiştirdi. * Fakülte yıllarında, kısa bir süre Milli Türk Talebe Birliği Gülseren Teşkilatı ile ilgilendi. Bazı yerel ve genel gazetelerde, kendi ismi ve “Yaman Dost” ismiyle, okuyucu sıfatıyla birkaç makalesi yayınlandı. * Askerliğini, Yedek Subay olarak Kars İli'nde yaptı. Kastamonu Tosya’da C.Savcılığı, Adıyaman’ın Çelikhan ve Yozgat’ın Çayıralan İlçelerinde de Çelikhan Hâkimi ve Çayıralan Ceza Hâkimi görevlerinde bulundu. Adalet görevi yıllarında, yayın ve yayım faaliyetinde bulunmadı. O günkü koşullarda anlamlandıramadığı şekilde görevine müdahale yaşayınca, ayrıldı. * Atandığı Kars Göle Noterliği'ne, koşulları sebebiyle başlamadı. Yozgat Sarıkaya’da Serbest Avukatlık bürosu açtı. Ardından Yozgat Boğazlıyan Hazine Avukatı, Van Müşavir Hazine Avukatı ve Van İli Muhakemat Müdürü Vekili oldu. Düzenin hukukdışı işleyişini biraz öğrenmiş iken Hâkimliğe dönüşünü, muhtemelen aynı müdahaleci gizlilikler(!) engelledi. * Bu, ilki "Şiirler ve Yorumlar", ikincisi sonuçsuz kalan "Dilekçeler", son dördü de bilgilenme, dava ve temyiz haklarının bile bulunmadığı -kapalı ortamlarda gelişen- haksızlıklara karşı "Makaleler" olmak üzere, altı kitabın yolunu açtı... Kitaplarında konu sınırlaması yoktur. Yazılanlar, toplum içinden çok yönlü yansımalardır… Bizim Sevgi Bağları; Bana Özgürlüğümü Verin, Nutuklarınız Sizin Olsun; Zulüm; Sevgi Devleti; Bir Demet Çiçek Gibi, Bir Demet İnsanlık; Çiçeklerin Tanrısı, Bizim Tanrımız; isimli bu kitapları, İnternet ortamında da yayınlanmaktadır. Yazarın ve kitabının ismi arama motorlarına yazılarak, site, blog, e-posta ve istek-okuma adresine ulaşılabilir. * En son Çorum İskilip Müşavir Hazine Avukatı iken emekli olup, biraz İngilizce bilir, evli ve çocuksuzdur. Halen Ankara’da ikamet eder. - BLOGU: Halil İbrahim KİTAPLARI " http://hayaman.blogspot.com "