SON DAKİKA

BABA

Bu haber 22 Haziran 2017 - 23:30 'de eklendi ve 1.325 kez görüntülendi.

BABA

Eskiden “Tatil” dendiğinde ilk aklımıza gelen köye gitmek olurdu. Bizi canı gönülden karşılayanlar arasında, kendi çocukluğumuz ve biriktirip sokaklara, evlere, ağaçlara sakladığımız anılarımız da olurdu.
Gurbet ve Sıla arasında, hangisini daha önce yağmalarsak, diğerine dinlenmek için sığınırdık. Uzun yıllar böyle geçti. 
302 Mercedes’lerin gürültüsü ve koltuk arası sigara dumanları eşliğinde ömrümüzün en uzun, en kısa yolculuğunu yapardık.
Gurbet’de hiç bir şeydik  ama Sıla’da çok şey.


Paketlenirken yapılmış gömlek ütüleri daha bozulmadan, bazende fiyat ve marka etiketlerini unutup üzerimizde binerdik otobüslerin koltukları yatmayan 45, 46 numarasına…
En iyimser 10 saat sürecek, Memleket  yolculuğu çabucak geçer, ama bizi ilçeye ulaştıracak minibüste zaman denen kavram hep arkadan gelirdi.


Sonra köye doğru dönüp yönümüzü başlardık anıları  toplamaya.
Bu güne kadar çekilmemiş en güzel manzara resmiydi köyü uzaktan ilk gördüğümüzdeki yüzümüze yansıyan gülümseme.
Biraz hasret, biraz gurbet biraz da “adam olmuşluk” doldurup çıkımıza bir daha ki bayrama kadar vedalaşırdık sabahın köründe,yaşlıları “gecikmiş uykularından” kaldırarak.


Sonra yıllar geçti, çoğaldıkça biz, tercihlerimiz değişti ( ve ya değiştirildi ).
” Baba, çocuklar deniz istiyor, öbür bayram, kimse gelmezse bile, ben mutlaka geleceğim”, ” Baba, ayarlayamadım, işler çok yoğun , zaten çocukların okul telaşı filan derken,
seneye artık” sözleri telefonlarda en çok konuşulan konular oldu.


Bir, iki derken üç- beş yıl ara verdiğimiz oldu. Artık zaman hızla akıyordu ve bizim bu akıntıda köy ziyaretlerine zaman ayarlamamız zordu.


Düğün ve cenazeler dışında gitmek fazlalıktı. 


En son babamı bırakıp döndük bu topraklara. 
Sessiz sedasız yatıyor şimdi. Anılarını biriktirip bize ” emanetim” diyerek miras bıraktığı, 60 yıllık yaşanmışlıklarıyla…
Ve ben bu gece onun, ilk ziyaretine gidiyorum yeni dünyasında, yeni mahallesinde, yeni ikametinde…


Biliyorum “Nerede kaldınız ” diye soranım olmayacak sık sık  telefon açıp, ya da elinde bastonu ile köyün girişinde karşılayanım. 


Ama ben, yine  de ” gecikmiş çocuklar” gibi her bayramda, ellerimde  “çarşı poşeti” ile şeker toplayıp, senle bölüşmeye gelecem baba…

Şuri Hamza Demirelarsima061@hotmail.com