Dedemin oğlu, kızımın dedesi

Bu haber 08 Ağustos 2018 - 15:25 'de eklendi ve 275 kez görüntülendi.

“Benim  BABAM“  İnsanların en büyük sorunlarından biri ‘ruhunu yaşlandıramaması’ dır.
Bu çelişkiyi en yoğun biçimde yaşayan biride benim babamdı. Gönül yaşı genç, beden yaşı hep direnç gösteriyordu zamana karşı. Zaman zaman bu yaş farkı kendini olanca acımasızlığıyla gösteriyordu. Bu iki zaman farkı arasındaki kavga bazen katlanılmayacak boyutlara geliyordu. Bu da babamın yorgun kalbine daha bir eziyet ediyordu.
Bazen ruhu coşar horona duracak kadar dışarı yansıtırdı heyecanını, bazense günlerce kapanır bir odaya, kimseyle konuşmaz kendini dinlerdi.
Akşam iş dönüşü yorgun argın gelince eve önce elini yıkar, kurulamaya geçtiğinde aynanın karşısına, saçlarını eliyle düzeltirken konuşmaya başlardı,
“Vay be ! Yaşlanmışım ha ?  inanamıyorum ben böyle mi olacaktım, ah be hayat ah.. Tay gibi zıplar, tazı gibi koşardım hey gidi günler hey..!”
Sonra cümlesini bitirmeden bana döner;
“Ulan surata bak be! Dalından düşmeye hazırlanan olgun meyve gibiydim! nerden nereye be?”
Ardından beni kucağına alır, aynanın karşısında bir bana dönüp konuşur, bir aynadaki ikimizin suretine bakar konuşurdu. Bu ayna önü oyunlarımız, onla geçirdiğim en ‘kıymetli’ dakikalarımdı. Her akşam eve gelmesini bekler, gün içinde hazırladığım yeni kelime oyunlarını sergilemek için sabırsızlanırdım.
Günler akıp geçiyor, ben biraz daha büyüyordum. Babamla ayna önü sohbetleriniz azalmaya başlamıştı. Artık daha bir yorgun geliyor, yemeğini yedikten sonra hemen uykuya geçiyordu.
O akşam geç  saate kadar bekledik. Gelmedi. En, en geç saate kadar bekledik. Gelmedi…
Hastanede son kez gördüğümde sanki bana bir şey anlatmak istercesine gözleri açık, karşısındaki aynaya bakarak, yaşlılığından alay edercesine  hala genç olduğunu anlatmaya çalışıyordu.
Kimse bir şey anlatmasa da ben anlamıştım. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüp, göğsümün üstündeki sızıda birikirken…

Babam, göğsünün üstünde dimdik durarak bir ömür biriktirdi,  ben göğsümün üstünde birikmiş acıdan kendi babalığımı beslendim, o gittikten sonra.
Çok şey ‘onla’ anlamlıydı, Aynalara bakmak bile.
Babama çaktırmadan uzun uzun bakardım. Korkardım bir yandan da, Bir gün gelecek, son zamanlarda görmek dahi istemediği ayna karşısında olmayacak. Bize gülmeyecek, güzel bir müzik de kalkıp horona durmayacak, bizi duymayacak, sorularımıza cevap vermeyecek !!
O gün hiç gelmesin isterdim ama doğanın acımasız kuralı işleyecekti biliyordum.
O yaşadığı sürece ben çocuk kalacak, gittiğinde ise olgunlaşacakmışım.. Ama ben buna hiç hazır hissetmiyordum kendimi. Babasız kalınca arkasız kalacak, bir zamanlar onun yaptığı işleri çekip çeviremeyecekmişim gibi gelirdi bana. Babasız kalmak zorda olsa öğretiyor insana, onun yaptıklarını zamanla.
Anneler gününde annemle ilgili yazı yazamadım gözlerim dolunca hep yarım kalmıştır yazılarım.. Göz yaşlarıma henüz hakimken  babamla ilgili bu yazımı da noktalıyorum.

 

Şuri Hamza Demirel
Şuri Hamza Demirelarsima061@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.