SON DAKİKA

DÜNYA’NIN SONUNU HAZIRLAYAN “ISI ADALARI”

Bu haber 22 Şubat 2017 - 0:15 'de eklendi ve 1.832 kez görüntülendi.

DÜNYA’NIN SONUNU HAZIRLAYAN “ISI ADALARI”                                                       21/02/2017

Dün Cemre havaya düştü. Kainat ısınmaya başladı, havadan.Toprak ve su sırada.  Baharın habercisi. Doğa canlanıyor. Kış uykusu sona erdi. Güzel günler bizi bekliyor. Güneşli günler.

Diğer taraftan ;

Tehlike kapımızda. “Küresel ısınma”. Küresel iklim değişikliği; denilince kentsel” ısı adaları” gelir aklıma .

Kent içindeki sıcaklıkların, çevresindeki kırsal alanlara göre daha yüksek olması. Şehrin, yakın çevresinde ki kırsaldan farklı, iklimi yaşayacak olması.

Şimdide “Isı adalarının” oluş nedenlerini ,tarihi sürecini ve  önlenmesi konusuna göz atalım.

‘Kentsel ısı adası’  yeni bir Terim değil. 1820’de  Londra için kullanılmış, literatüre girmiş.

Binaların olmadığı, yeni yerleşkelerin kurulmadığı, ormanların hırpalanmadığı, zamanlar. Toprağa bastığın, betonun ,asfaltın  olmadığı …..

Soluduğun havayı  hissediyorsun, hava temiz . Hafiften rüzgâr da esiyor. Kuşlar uçuşuyor. Etrafına baktığında gökkuşağı  renklerini  görüyorsun, yağmurun yağmasından sonra. El değmemiş yeşillik alanları, yaban çiçeklerini . “Rüyada gibiyiz”

Uyanıyorsun, nüfus artmış, evler , yapılar nefes aldırmıyor  doğaya. Toprak ana,  petrol artığı asfalta bürünmüş.

Arabalar geçiyor, egzozlarından çıkan dumanla, ciğerlerimizi kör edercesine.

Ağaçlar, çiçekler, kuşlar ve yaban hayvanları can çekişiyor, yağmurlar nazlı yağıyor.

Gökdelenler aldı  çiçeklerin, ağaçların yerini!

Şehrin ortasındayım yalnız. Hem de yapa yalnızım . Ruhsal ve sağlık açısından biçareyim. Bize yaşama alanı sağlayan  atmosfer ne haldedir? ” Yavaş yavaş ölüyoruz !”

Dünya doğal yaşamın olduğu hayatı istiyor. Ormanın, çayır çimenin,  oynaşan kuzuların, çiçeklerle süslenmiş ortamın tam ortasını.

Ormanlar, kendi başına Böceğiyle, çiçeğiyle , ağacıyla  kendi ekosistemini oluşturmuş.

Şehirleşmede, yapısal hatalar, çoğu zaman dönüşümü olmayan hasarlar, hastalıklar bırakıyor, geride.

En çok etkilenen doğa  çaresiz ! Üzerine kurduğunuz şehirlerle, toprak örtülmüş, saklanmış.

Atmosferin mikro ölçekte hareketlerinin değişmesiyle bitki örtüsü ve doğa , isyan ediyor her zaman .

Kentsel ısı adalarının oluşmasında  bina, asfalt, beton gibi yapılarda kullanılan ısı tutucular başrolde.

Başroller, güneşten gelen radyasyonu çekiyor içine. Gökyüzü ile değişimi sağlayamıyor. Daralıyor, nefes alamıyor. Kavruluyor. Çevredeki kırsal alanlara göre olağan üstü sıcaklık artışı.  Al sana “ısı adası”

Sıcaklık trafiğin yoğun olduğu saatlerde arttığı görülüyor. Hayaller ile yaşarken, biz.

Tüketilen enerji,  küresel ve yerel ölçekte ısı artışını tetikler, rüzgarsız.

Kentsel ısı adalarının ve iklimin en önemli parametrelerinden biri de rüzgâr.

Rüzgâr, oluşumu ve etkisi o bölgenin iklimine, mevsimine göre değişiyor. Bu yüzden özellikle binaların yapı ve konumlarını gözler rüzgar.

Mesela, yüksek binalar rüzgârın türbülans oluşturmasına sebep oluyor. Bitişik ve sıkışık binaların olması kentin içine hava akımının girip, dolaşmasını engeler.

Hava akımının girip dolaşması “sirkülasyon” ; Megapollerde hava sirkülasyonuyla ilgili bir diğer konu da, deniz kenarlarına yapılan inşaatlar. Gölgeler denizi bize.

Doğal işleyen havalandırma sistemlerini engeller. Meltemleri….!

Ülkemizde ve dünyadaki metropoller, megapoller daha fazla insan barındırabilmek için yüksek binalar inşaa edilir. Binaların konumu,  şekli ve rengine dikkat edilmeden.

Aslında , model ve konumları dikkate alınarak binaların şekline, rengine önceden karar verilere ,tek bir alanda sıra sıra yüksek binalar değil de farklı yüksekliklerde binaları  planlayarak kent içinde hava akımı sağlanabilir.

“Açık renk malzemeler ve ısı bakımından o bölgenin,iklimine uygun malzemelerle ısı adası oluşumunda ki etkisini azaltmak mümkün.”

Koyu renklerin ışığı emdiğini, açık renklerin de yansıttığını bilmeyen yoktur.

Binalar da zaten yapı malzemesi olarak ısıyı direkt absorpladığından, doğru renk seçim yaparaktan.

Sadece binalar da değil asfaltlar açık renk döküldüğünde ısı emiliminin azaltaraktan.

“Isı adalarının” oluşmasını engelleyebiliriz.

Bitkilendirme yaparken, o bölgenin iklimine uygun bitki türü seçmeliyiz.

Yeşil alanlar koruyup artırılmalı ; En azından park ve yeşil alanları ,okul ve diğer resmi kurumların bahçelerine asfalt dökmek yerine ağaçlandırma ,bitkilendirme yapılarak zararın etkisi azaltılabilir.

İşin bir de sosyallik yanını düşünelim; kışın yaprak döken ağaçlar, kentte sokakların kullanımını, sosyalleşmeyi, aktiviteleri, ticareti artırdığı söylenir.

Bulundukları yere canlılık kazandırır. İklimsel özellikler temel veri olarak ele alınır.

Daha evdeyken ayrıştırılan atıkların doğaya ne kadar katkısı olduğunu biliyor musunuz?

Yeşil çatıları duymuş muydunuz? Binaların çatılarına ve balkonlarına bitkilendirme uygulayarak hem yapı malzemelerinin ısı tutma özelliğini azaltır hem de küçük çapta tarım yapılabiliyor. İsrail örneği.

Ayrıca yeşil çatılarda yaptıkları tarımla üretilen gıdalar beslenme ortamında tüketiliyor.

İngiltere’de de eko-kasaba adı ile yüzde 100 geri dönüşüm, su tasarruf sistemleri, yeşil taşımacılık gibi projeler uygulanıyor.

Darısı ülkemin başına.

Washington’da yeşil caddeler başlığıyla araç kullanımı azaltılıyor. Bizim ülkemizde de Bursa’da, Alanya’da  bisiklet kullanımını uygulamaları var. Örnek olacak projeler !

Bunlar küçük işler gibi görünebilir, ama hepsi topladığında etkilisi büyüktür.

Haydi , Güzel ülkemin güzel insanları! Geç kalmadan yeni projelerle “Isı adalarının” oluşmasını önleyelim.

Dünyamızı ve ülkemizi yaşanır duruma getirmek için birlik ve beraberlik duygularımızı canlandıralım.

Hoşça Kalın !

Dünya’mızı koruyup kollayalım !                                                                                                                 İsmail ALTOK

İsmail Altokaltok14@gmail.com