SON DAKİKA

En Güzel Dua

Bu haber 21 Aralık 2017 - 22:33 'de eklendi ve 3.699 kez görüntülendi.

 

Dale Cornegie ; ” Üzüntüden kurtulup mutlu olmak için size ihsan edilmiş nimetleri sayın, dertleri saymayın.” diyor.

 

Çok doğru  dertlerimizi saymayalım ama bazen istemeden de olsa sahip olamadığımız, gerçekleştiremediğimiz ve kaybettiğimiz şeylerin çetelesini tutmaya o kadar çok odaklanıyoruz ki  sanki biraz farkında olmadan mutsuzluğu seçiyoruz gibi oluyoruz, Siz ne dersiniz.? Çoğu kez kötü olayları, iyi olaylardan daha çok hatırlayıp memnuniyetsizliğimize, hoşnutsuzluğumuza, umutsuzluğumuza bir türlü nokta koyamıyoruz.

 

Genelde bir şikayet hali içerisinde bulunuyoruz. ” iyi diyelim iyi olalım”, “bir dokun bin ah işit” durumlarımız, yokluk duygumuzu gözümüzde büyütme hallerimizi devam ettiriyoruz. Hiçbir şeye zamanımız yetmez, işlerimiz çok kötüdür, o sorun bu sorun. Ne kendimizden, ne çevremizden ne de sahip olduklarımızdan  memnun olmamız için bir sebebimiz olmuyor. Neye odaklı yaşadığımızı bile fark edemiyoruz.

 

Gerçekten mutlu olmak bu kadar mı zor?

 

Tamam kötü günlerimiz de olabilir, iyi günlerimiz de  ama hiç mi yolunda giden bir şeyler yoktur hayatımızda.” Çok şükür” dememizi gerektiren hiç bir şeyimiz yok mudur gerçekten.? Sahip olup da artık bize normal ve sıradan geldiği için göremediğimiz, bizim yok zannettiğimiz aslında fark edemediğimiz şeyleri unutuyoruz bir şekilde. Deneyimlediğimiz iyi ve kötü her şey için, var olduğumuz için, bize çok büyük nimetlerle sunulan hayatımız için, sahip olamadıklarımızda dahil her şey için, farkında olduğumuz tüm değerlerimize, nimetlere güzelliklere  yürekten şükredebilsek, yokluğa değil de, bolluğa odaklanabilsek ne güzel olur değil mi?

 

 

Şükretmenin özünde bilme, farkına varma, minnet duyma, övme, yüceltme, takdir etme ve teşekkür var. Hayatın içerisindeki teşekkür edebilme. O teşekkürün içerisinde, varlığının fark edilmesi, yaptığın şeye şahit olunması, bir etki yarattığının duyulması hali. Olumluya odaklanma becerisi, yolluk bilincinden bolluk bilincine geçiş.. büyütmek, bollaştırmak.. kaybetmekle ilgili duyduğumuz korkudan uzaklaşmak.. Sahip olma hissiyatı.. iç huzura kavuşabilme.. kadir ve kıymet bilmek.. hayatımızdaki sayısız güzellikleri fark edebilmek…

 

Şükür “nimeti değil, nimeti vereni görebilmek” olduğu içindir ki, bize ihsan edilen her nimet için kalpten “Elhamdülillah” deriz.

Elhamdülillah…nasıl da güzel bir kelimedir.. “Allah’ım bana verdiklerin için sana teşekkür ediyorum ve bu nimetlerin devamını istiyorum” demektir.

Hamd etmek ise daha üst bir makam. Hamd etmek, olumsuz bir şeye bile teşekkür etmek, teslimiyet, kabulleniştir. Her türlü nimetin tek sahibinin “Allah” olduğunun ve yalnızca O’ndan geldiğinin bilincinde olmak demektir.

Yeryüzündeki tüm varlıkların ne kadar mükemmel detaylara sahip olduğunu, her detayın içerisinde sayısız yaratılış mucizesini görmektir. Evren, insan-hayvan vücudu, doğa vb. her birinin sayısız ayrıntı ve özelliklerle birlikte var olduğuna, Allah’ın her şeyi yoktan var ettiğine, nasıl da bir uyum içinde olduğuna bir şekilde şahitlik edebilmektir. “Çok şükür” ağzımızda alışkanlığımız olursa eğer, o zaten tek başına bir dua olduğu için, “Allah’ım seni hatırlıyorum” demektir.

Şükür etmek, değer vermenin ve değer bilmenin göstergesidir. Bir şeylerin sonucuna göre değerlendirdiğimizde şükretmeye geçiyoruz. İyi oldu diyoruz. Bir şeylerin sonucunu yaşarken bilemeyebilir, doğru değerlendiremeyebiliriz. Muhakkak bize gelmesinde, bize yaşatılmasında bir hayır vardır. En olumsuz olayda bile. Biz o anda hayrı göremeyebileceğimizi idrak etmemiz lazım önce. Ve bunu bilirken Hamd etmeye daha kolay geçeriz.

Ne kadar çok şükredersek, o kadar çok güzellikle karşılaşırız. Şükrettiğimiz şey farkına vardığımız şeyden memnuniyet içeren bir durum olduğunda ona çoğaltıyor olmak demektir. Bazen uzun süredir görmediğimiz bir kişiyi birdenbire karşımızda görmemiz, düşündüğümüz bir şeyin tam  aklımızdan geçtiği sırada olması, henüz alamadığımız bir yiyeceğin dahi hiç umulmadık zamanda  bize ikram edilmesi gibi küçük ve önemsiz görünen olaylarla karşılaşabiliyoruz.

Tüm bunlar Allah’ın sonsuz hakimiyetinin, sonsuz şefkatinin, her şeyi gören, bilen, duyan ve her an kullarıyla birlikte olduğunun bize tecellileri değil midir.?.

Nefes alıp verebildiğimiz, tadabildiğimiz, her şeyi görebildiğimiz, konuşabildiğimiz, sayılamayacak kadar çok olan nimetlerimiz için  ve yaptığımız hataların, yanlışların içindeki armağanları görüp gereken dersleri çıkartabilmenin bile şükranını hissetmek ne kadar da mutluluk verici değil mi.?

Hayatımızda olan her şey için şükretmeyi ertelememeliyiz. Ne kadar farkına varma, o kadar çok şükür..

Şükredebilecek şeylerin sayısız olması dileğimle…

 

Yasemin Topcuogluyasemintpc@outlook.com