BOLU HABERLERİ

HAYVANLAR VE İNSANLAR

HAYVANLAR VE İNSANLAR
İsmail Altok
İsmail Altok( altok14@gmail.com )
493
10 Temmuz 2018 - 23:03

HAYVANLAR VE İNSANLAR                                                       09/07/2018

Gün ışığı, kırık camlı penceremizden yıldırım hızıyla girerken uyandım.

Kardeşim çapaklı gözleriyle bana bakıyordu.

Babam ve annemin otlu döşekleri yüklükdeydi. Kapının arkasında dayalı çapa ve değnek yerinde değildi.

Çapanın ve değneğin yerinde olmayışları , annemin bostana babamın da davara gittiklerinin işaretiydi.

İçi kurumuş otla doldurulan yatağında, debeleniyordu kardeşim.

Tarihi ibrik su doluydu helesin, yoksa çeşme uzaktaydı.

Elini yüzünü önce kardeşim yıkadı ben de su tuttum, sonra o…!

Anamın dün akşam geç vakit pişirdiği bulgur çorbası ocakta ve hala sıcaktı. İçtik.

Odamızı toparladık . Süpürdük işte el yordamıyla birkaç yeri , türküler eşlğinde.

Anam, yemenisiyle terli yüzünü silerken ,gözü bizi karşıladı.

Doğal güzelliğine bürünmüş anam : “az kaldı siz hele şuracıkta oynaya durun” derken bile yorgunluğu sesinden anlaşılıyordu.

Eline çapası yapışmış gibiydi.

“Yılana süt verdim dökmeyin” dediğinde korkmuş, şaşırmıştım. Farelere ekmek kırıntısı verirdi de bu kadar şaşırmamıştım. “Leylekler , yılanlar” diye mırıldandı. Anlayamadım.

Babam ünnedi . Şapkasıyla “gelin” işareti yapıyordu.

Babamın yanına gitmeyi seçtik.

Karabaş ile Akbaş karşıladı bizi.

Dilleri uzamış serinlemeye çalışırken soluk soluğaydılar.

Koyun ve kuzular sessiz ve gayretli yaylımdaydı. Yazın babamın yerinde ben olacaktım , Çoban..

Babam: “Kurtlarla hırlaştılar. Geyikler” dedi. İneklerin yanındaki geyikleri değneğiyle işaret ederek, “Ayağından yaralanmış, yürümekte zorlanıyor, hasta da zor ayaklanır baksana” diyerek değneğine yüzünü yasladı.

Kurtlar yabanidir ama akıllı hayvanlardır. Heybetli bakışlarından belli. Yavrularını bakmak ve hayatta kalabilmek için hasta ve ölmeye yüz tutmuş hayvanlarla beslenirler. Yani doğanın çöpçülüğünü yapıyorlar.” ”Ayılarda, tilkilerde” dedim. İçimden.

Uzaklarda  ummadığı bir şeyi görmüş gibi daldı, gözleri babamın.

“İnsanlar öyle mi ? çıkarları uğruna önlerine çıkan tüm engelleri yakıp yıkarlar. Göletler yaparak, ağaçları plansız keserek ,  yakarak ,hayvanları yok yere öldürerek ,demem o ki ; doğanın dengesini bozarlar.”

İkimizde okula gidiyorduk. Babamın konuşması karşısında hayretler için de kaldık.

“Köyün içinde gece-gündüz dolaşan tilkiler, azman görüntülerini gizlemeyen ayılar ,güzellikleriyle doğayı zenginleştiren geyikler, Cesaret ile endişeyi aynı anda yaşamanın resmine sahip olan kurtlar, okumamışlığın ,cahilliğin örneğini sergileyen domuzlar ,kendini ve yavrularını düşünerek kemirmeyi görev sayan tavşanlar, Göğün hakimi kartallar , atmacalar, doğanlar, sırdaş baykuşlar, sevimli olmayan kargalar…vb.

Hiç biri sağlıklı olan hem cinslerine zarar vermedikleri gibi koruma altına aldıklarını gözlemiştim.

Peki; ya insanlar. Dünya’ya yarar veren tek canlı ,bilinci gıt ,cahillikleri taçlandırılmış insanlar.” Susması zor görünen babam, boğazını temizledi. Yere tükürmedi, Kardeşim pantolonunu çekiştirerek koluyla sümüğünü sildi. Kaşları indirdi babam. Okul zamanıydı. Tatilimi dört gözle bekleyen babamın ; soğan, kelpeynir , yağsız yoğurt ve taşçöreğinden oluşan öğle yemeği sofrasında bir güzel karnımızı doyurduk. Artanları anama koştum. Arada birde anam babama yollardı artan yiyecekleri. Babam ve anam bizim en çok sevdiğimiz, saydı duyduğumuz  arkadaş, dost ve büyüğümüzdüler. Duygulanmamak elimde değildi. Yaz tatilinde koyunlara çaldığım kaval aklıma geldi. “Suya indirme” havasını babamdan öğrenmiştim. Davarın başındayken sağlam bir duruş sergilerdim.

Doğayı ,insanları, hayvanları, bitkileri yani tüm canlıları seven bir aileden yetişmişliğin tüm becerilerini çevremize sunuyorduk.

İnsanların doğayı, insanları ve hayvanları katletmemeleri için mücadele ediyorduk. Sevme eylemini yudum yudum yudumluyorduk. Tüm Dünya’ya ulaştırmak istiyorduk yaptıklarımızı. Uzak olsa da !

Tesadüf değil bilinçli olarak, ben ziraat mühendisi kardeşim de veteriner olmuştuk.

Yaşadığımız yerdeki bağ ve bostanlar ,tarlalar daha çok ürün veriyor, vahşi ve evcil hayvanların sesi daha gür çıkıyordu. Köyümüzde mutlu insanlar yeşerdi tabii hayvanlarda. Hep birlikte kardeşçe yaşamayı bellemiştik.

Ülkemizde insan, hayvanlara ve tüm canlılara saygı duymanın yolu, sevgi ile aşılacağına inanıyorduk. Eller gözler kenetlenmişti.

Çocuklarımıza yapılan istismar ve tecavüzleri şiddetle kınıyorum.

Önce eğitim…..!

Hoşça Kalın…!

İnsanca yaşamak için, hayvan olmak gerekmediğine inanıyorum…!                                       

İsmail ALTOK.

GÜNLÜK HABER AKIŞI
Asuman Sarı | Hacet bayramı
GÜNLÜK HABER AKIŞI
Biz Bolu’yu Çok Seviyoz
GÜNLÜK HABER AKIŞI
SİGARASIZ AŞK
GÜNLÜK HABER AKIŞI
HADDİNİ AŞTI KALEM
GÜNLÜK HABER AKIŞI
HAYVANLAR VE İNSANLAR