Reklamı kapat

Reklamı kapat
BOLU HABERLERİ

HÜRRİYET ve İSTİKLAL AŞKINA “ 12 MART İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜ

  “HÜRRİYET ve İSTİKLAL AŞKINA “ 12 MART İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜ”                                       12/MART/2017 Dinler, milletler, toplumlar, varlıklarını kökleştirmek, birliklerini ve güçlerini artırmak, ortak ideallerine erişmek ve gönüllere yerleştirmek için “müziğin çekiciliğinden” yararlanmışlardır. Bu amaç doğrultusunda ordulara, çeşitli meslek mensuplarına, dernek ve kurumlara, türküler ve ağıtlar yakılmış marşlar söylenmiştir. Buna benzer müzikler  doğru, coşkulu ve saygı ile […]

HÜRRİYET ve İSTİKLAL AŞKINA “ 12 MART İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜ
12 Mart 2017 - 22:07 'de eklendi ve 145 kez görüntülendi.

  “HÜRRİYET ve İSTİKLAL AŞKINA “ 12 MART İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜ”                                       12/MART/2017

Dinler, milletler, toplumlar, varlıklarını kökleştirmek, birliklerini ve güçlerini artırmak, ortak ideallerine erişmek ve gönüllere yerleştirmek için “müziğin çekiciliğinden” yararlanmışlardır. Bu amaç doğrultusunda ordulara, çeşitli meslek mensuplarına, dernek ve kurumlara, türküler ve ağıtlar yakılmış marşlar söylenmiştir. Buna benzer müzikler  doğru, coşkulu ve saygı ile söylenmesi, yöneticiler tarafından titizlik gösterilmiştir.

Müzik , toplumların duygularını ifade eder. Müzik bir insanın ruhsal durumunu, kişisel ve toplumsal özelliklerini belirler.

M.Ö. VI. yüzyılda yaşamış olan bilge Antisnes: “Bir milletin müziği değişirse, o ülkenin kanunları da değişir.” demiştir.

Montesquieu: (Monteskiyö) “Bir ülkenin türkülerini yakanlar, kanunlarını hazırlayanlardan daha önemlidir.” diyerek müziğin toplumsal önemini belirtmiştir.

Fransa’da 1789 ihtilalinden sonra millî marş kendiliğinden doğdu. Fransa’yı örnek alan öteki milletler de  millî marşlarını yaptılar.

Türklerde çalgı, bağımsızlık ve egemenlik simgesidir.

Türk boyları, bağımsız bir devlet kurduklarında  çadır kurar, bayrak çeker, davul çalarlardı.

Bağımsızlığın simgesi; göz için bayrak, kulak için müzik olduğu gerçeğine inanılmıştır.

Batı ile ilişkilerimiz gelişmeye başlamış, onlardan önemli gördüğümüz yönleri  örnek almaya başlamışız.

İlişkilerimizde onlarda var, bizde olmayan Millî marşımız olması gerektiğini  anlamıştık .

Duygulu ve coşkulu söylenen, devletçe seçilmiş, milletçe benimsenmiş, resmî bir marş boşluğu hissedilir.

Millî Marşımızın olmayışı, çoğu zaman bizi zor durumlara düşürüyordu. Türk sporcuları Avrupa’da uluslararası bir karşılaşmaya giderler.

Karşılaşma öncesi diğer takımın sporcuları kural gereğince sırayla millî marşlarını bir ağızdan söylerlerdi. Sıra bizimkilere gelince, devlet ve milletçe kabul ettiğimiz bir millî marşımız olmadığı için zor durumda kalırlardı.

Kurtuluş Savaşı’nın ilk yıllarında, ordunun eğitimi bakımından müziğin önemi takdir edilir, halkı ve askerleri coşturacak inanç ve güvenlerini artıracak bir millî marş yazdırılıp, bestelenmesi düşünülür.

Bunun için yarışma açılmasını, birinci olacak şiiri yazana 500 Lira, besteleyene de 500 Lira ödül verilmesini öngörülür.

Yarışma bir genelgeyle okullara duyurulur. Gazetelere ilân verilmez ve o zamanlar bu şiiri yazabilecek şairlere de özel mektuplarla yarışmaya katılma çağrısı yapılır.

Yarışma çok ilgi görür. Katılımcıların   arasında Mehmet Akif Ersoy yoktur.

Bu işin para karşılığı yapılması Akif gururunu ve duygularını incitmektedir ve yarışmaya katılmaz.

Millî Eğitim Bakanı Tanrıöver  kendisine özel bir mektup gönderir.

Soruna gereken çözümün getirileceğini belirterek yarışmaya katılmaya çağırır. Bu güvence üzerine Mehmet Akif de İstiklâl Marşını yazarak yarışmaya katılır.

Yarışmaya toplam 724 şiirle katılmıştır. Bakanlık  komisyonu bunların 717 tanesi eler. Aralarında Akif’in yazdığı İstiklâl Marşı’nın da bulunduğu 7 şiir finale kalır.

Âkif’ten  başka, Kâzım Karabekir Paşa, Kemalettin Kamu, Muhittin Baha Pars, Hüseyin Suat da yarışmaya katılmıştır.

Millî Eğitim Bakanı ‘Hamdullah Suphi Tanrıöver, İstiklâl Marşı için finale kalan yedi şiir arasından TBMM’nin seçmesini ister.

İstiklâl Marşı yarışmasına katılan şiirlerden  Akif’in şiiri dikkatleri çekiyordu.

 Bu eser daha Meclis’ gelmeden  yurt ‘un dört bir yanında duyulmuştu.

M.Akif’in şiiri Ankara’da 17 Şubat 1921 günü Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’nin ilk sayfasında, yine aynı tarihli Sebülürreşat Dergisi’nin de birinci sayfasında, 21 Şubat günü ise, Kastamonu’da çıkan Açık Söz Gazetesinde yayınlanmış ,kamuoyunca çok beğenilmişti.

Finale kalan yedi şiir çoğaltılarak milletvekillerine dağıtıldı. Bu sıralarda “yılbaşı ve malî yılbaşı 1 Mart sayılıyordu.”

Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey, Akif’in şiirini bütçe görüşmeleri sırasında Bütçe Komisyonu önünde okudu. Şiir çok beğenilir.

12 Mart 1921 günü yapılan Meclis görüşmeleri sırasında General Ali Fuat Cebesoy’un babası, Balıkesir Milletvekili İsmail Fazıl Paşa Akif’in şiirinin bir daha okunmasını teklif etti.

Hamdullah Suphi Bey kürsüye gelerek, coşkulu ve heyecanlı bir biçimde şiiri bir daha okudu.

Milletvekilleri ayakta dinler ve alkışlarılar.

İstiklâl Marşı üzerinde tartışma ve görüşmeler başlar. Oturumu yöneten ikinci ‘başkan Adnan Adıvar Akif’in şiirinin kabulünü milletvekillerinin oyuna sunar.

Çoğunluğun oylarıyla 12 Mart 1921’de İstiklâl Marşı’mız kabul edilir. İstiklâl Marşımızın bestesi de açılacak bir yarışma sonunda belirlenecekti.

Güftenin bestelenmesi için de yarışma açılması bekleniyordu. Düşmanların bu sırada İç Anadolu’ya yaklaşmış, Polatlı yakınlarına kadar gelmişlerdi.Millî Eğitim Bakanlığı beste yarışmasını açmış, yarışmaya 22 besteci katılmıştı

Zati Arca, Osman Zeki Ün-gör, İsmail Zühtü, Ali Rıfat Çağatay, Ahmet Yekta gibi isimler vardı.

Hamdullah Suphi bey besteyi de TBMM’ne seçtirmek istiyordu. Düşmanla savaşmaktan buna zamanı yoktu.

9 Eylül 1922’de güzel yurdumuz düşmanlardan kurtarıldı. İstiklâl Marşı’nın bestesi yeniden ele alındı.

Seçici kurul ; 1924’te Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini kabul etti. 1930 yılına kadar çalındıysa da, dönemin Cumhur Başkanlığı Senfoni Orkestrası şefi; Osman Zeki Üngör ‘ün şefi olduğu “Mızıka-i Hümayun”  1922’deki  bestesi çalıyordu.

Devlet Başkanı Mustafa Kemal Paşa, Osman Zeki Bey’in bestesinin güzel olduğunu duymuştu. Sanatçı Osman Zeki Üngör Ankara’ya çağrıldı.

Mehmet Akif’in güftesi, Atatürk’ün önünde Osman Zeki Üngör bestesini seslendirdi.Atatürk ve diğer dinleyenler bu besteyi çok beğendiler !O günden beri Osman Zeki Üngör’ün bestesi Türk Millî İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiş oldu.

Hoşça Kalın…!

“Allah ,bir daha  bu millete istiklal Marşı  yazdırmasın…!    MAE”                                                                                                   

 İsmail ALTOK

 

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER