BOLU HABERLERİ

KİMSİNİZ SİZ? KİMSİNİZ!..

KİMSİNİZ SİZ? KİMSİNİZ!..
7.583
12 Şubat 2014 - 23:20

oguz-ucar-sizkimsiniz

KİMSİNİZ SİZ? KİMSİNİZ!..

09 Şubat 2014 Pazar 01:41

 

Bugünlerde ben de herkes gibi ülkemizde olanı biteni anlamaya çalışıyorum!
Aslında olanları bitenleri hayretle izliyorum…
Gördüklerime de, duyduklarıma da inanamıyorum!
Yüreğimdeki doğrularla çelişkiler gördükçe yıkılıyorum!
Maalesef, “At izi, İt izi’ne karışmış” durumda!
Dini ve kültürel değerlerimizin alt-üst edildiği günleri yaşıyoruz!
Dün iyi denilen, bugün birden kötü! ilan ediliyor!
Sonra da linç edilmeye çalışılıyor!
İşte bunu anlamıyorum, anlayamıyorum!
*   *   *
Her şey demokrasi adına yapılıyor!
Demokrasilerde milli irade elbette esastır. Ancak demokrasilerde herkese söz hakkı vardır. Demokrasilerde farklı düşünen bir kişi bile olsa, onun düşüncelerine de saygı duymak ve onun da gönlünü almak esastır.
Yoksa, yönetimi elinde bulunduranların tek söz sahibi olduğu ve onların hiçbir zaman sorgulanamadığı bir rejim değildir demokrasi!
*   *   *
2002 yılından bu yana milletin tercihi AKP olmuştur.
Millettin “onayını” alarak ülkeyi idare etme görevini alan bu kadro, bugün sorgulanıyor!
Sorgulanmalı mıdır?
Elbette sorgulanmalı ve sorgulanabilmelidir!
Bu iktidarın yaptığı ve benim de en çok hoşuma giden bir icraatını hemen söylemek gerekirse, kapalı yerlerde sigara yasağıdır. Bunun özellikle toplum sağlığı açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Ancak, partizanca düşünceleri bir tarafa bırakarak hem kültürümüz hem de dinimiz açısından bu iktidara baktığımda durumun vahim olduğunu görüyorum.
Şeyh Edebali’nin “Ey oğul, bundan sonra beysin… Darılmak gücenmek bize, hoşgörmek bağışlamak sana” sözleri çerçevesinde sınıfta kalan AKP’nin
iktidara geldiği günden bu yana mağdur edebiyatı yapmasına hiç ama hiç anlam veremiyorum.
17 Aralık 2013’de patlayan skandal sonrası bile “Bize komplo kuruldu. Milli İradeye darbe vurulmak istendi” sözlerine doğrusu şaşırıyorum.
Cumhuriyet tarihinde eşi benzeri olmayan bir olay karşısında
soruşturmayı başlatan Cumhuriyet Savcıları ile operasyona katılan polislerin çil yavrusu gibi dağıtılmasına ve “Paralel Devlet Yapılanması” sözlerine doğrusu şaşıyorum.
Çünkü, “Abdestimizden şüphemiz yok ki, kıldığımız namazdan şüphemiz olsun!” diyenlerin hukuki sürece müdahale etmemeleri gerektiğini düşünüyorum.
*   *   *
Haydi bütün bunlar bir tarafa, yaşadıklarımıza bir de dini yönden bakmak gerekirse durum nasıl görünüyor?
Kur’an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde, işlerin ehli olana yani layık olduğu kimselere verilmesi emrediliyor. Görev yerlerinin emanet olduğu, bu emanetlere riayet edilmesi, uyulması emredilmektedir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Allah size, mutlaka emanetleri [işleri] ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle davranmanızı emreder.) [Nisa 58]
(Biz emaneti [dinin emir ve yasaklarını], göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.) [Ahzab 72]
Müminler övülürken, (Emanetlerine [dinin emir ve yasaklarına] riayet ederler ve verdikleri sözleri yerine getirirler) buyuruluyor. (Müminun 8)
Bir işi yaparken de aralarında istişare ettikleri, birbirine danışarak yaptıkları bildiriliyor. (Şura 38)
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(İş ehli olmayana [layık olmayana] tevdi edildiği [verildiği] zaman, kıyameti bekle.) [Buhari]
(Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin. “Ya Resulallah, emanetin zayi edilmesi nasıl olur?” denince, (Görev ehlinden başkasına verildiği zaman kıyameti bekleyin) buyurdu. (Buhari)
(Allah yolunda savaş, bütün günahların affına sebeptir. Fakat emanete hıyanetin affına sebep olmaz. Allah yolunda öldürülen kimse, kıyamette, emaneti ödemeyince Cehenneme atılır.) [Beyheki]
(Emanete riayet etmeyenin imanı yoktur. Onun namazı da, zekatı da kabul olmaz.) [Bezzar]
[İmanı yok, imanı olgun değil demektir. Kabul olmaz demek, sahih olmaz demek değildir. Namazı ve diğer ibadeti sahih olur, borçtan kurtulur. Fakat namaz ve zekattan hasıl olacak büyük sevaplara kavuşamaz demektir.]
Bir işe diplomalı veya unvanlı kimse değil, o işi hakkı ile yapabilen kimseler getirilmelidir. Adam kayırmak, adama göre iş vermek uygun değildir. Her zaman işe göre adam seçmelidir. O eleman o işe layıksa o iş ona verilmeli, layık değilse, layık olanını aramalıdır.
Bu sözlerden sonra fazla yorum yapmıyorum.
Yaşananlar ortada…
O zaman sadece şöyle sesleniyorum:
Kulları tehditle susturabilirsiniz, yalanlarla kandırabilirsiniz!
Ama yüce yaradanı nasıl aldatacaksınız?
Böyle bir gücünüz var mı?
Kimsiniz? siz kimsiniz!..