SON DAKİKA

O ŞEHİT BENİM ŞEHİDİM

Bu haber 03 Ağustos 2015 - 21:05 'de eklendi ve 823 kez görüntülendi.

şehit-ziya-sarpkaya

 

O ŞEHİT BENİM ŞEHİDİM

Merhaba sevgili okurlarım. Günlerdir içimde bir kor ateş yanıyor sanki. Acının tarifi olur mu? Olmaz tabii ki! Son günlerde yine vurulan askerlerimiz yüzünden analar ağlamaya başladı. Yüreklerimiz yandı dağlanırcasına. Ama vurulup şehitlik mertebesine erişen bu kişi, memleketimiz Göynük’ümüzün ciğeri olunca; acımızın da tarifi yok işte.

Günlerdir, içimdeki bu acıyı nasıl kaleme döksem diye düşünüyorum. Elim bir türlü gitmiyor kalemi tutmaya. Haberleri izleyip takip ediyorum yeni bir şey var mı diye! Sanki zamanı geriye saracakmışım hissine kapılıp, rüyada mıyım diye soruyorum kendime. Sonuç yok! Gerçek tüm çıplaklığıyla karşımda duruyor.

Yiğidimiz Uzman Çavuş Ziya Sarpkaya. Türkiye’nin bir ucunda görevde. Her insan gibi hasret gidermek için sarılıyor telefona. Annesinin, babasının ve ablalarının sesini duyup içi rahatlayacak. Özlemi gidecek sevdiceğinin sesiyle. O sırada telefonun ucunda evin direği baba Salim Sarpkaya. Konuşmaya çalışıyorlar aradaki mesafeye aldırmadan. Ama hain bir teröristin arkadan silahlı saldırısıyla ses kesiliyor. Baba ne olduğunu anlayamıyor. Sonra…..

Ve sonrası yok! Ateş yalnızca bedene değil, yüreğe de düşüyor. Yüreklerimize yerleşiveriyor acımasızca. Göynük’te bir tarih yazılıyor. “Şehitler ölmez vatan bölünmez!” sloganları yankılanıyor bu kez Göynük’ün dağlarında. Askeri helikopterden inen şehidimizin bayrağa sarılı cenazesini, binlerce kişi karşılıyor. Hepsi annesi, babası, ablası, kardeşi olmuşlar. Türk bayrağının altına ise binlerce kişi sığmaya çalışıyor. Yürekler paramparça, gözyaşları sel oluyor. Nasıl vedalaşılır ki! İnsan ciğerinden kopabilir mi? Koparılıyor işte ağıtlar eşliğinde ailesinden ve sevdiklerinden.

Şehidimizin annesi Neriman ablayı tanırım. Beni ne zaman görse; o güleryüzlü gülümsemesiyle “hoş geldin!” sözleri dökülürdü yaşayacağı acıyı bilmeden. Şimdi şehit annesi olmanın gururuyla başı dimdik ayakta kalacak. Ailesine ve sevenlerine Allah’tan sabır dilemekten başka bir şey gelmiyor elimizden.

Çok değil, yedi-sekiz yıl önce, Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi Velileri Türk Sanat Müziği korosu ekibimizle Tokat Niksar’a gitmiştik. Yine şehitlerimiz vardı o günlerde. Bir tanesi Turhallıydı. Koro ekibimizle Turhal’a giderek şehidimizin cenazesinde bulunduk. Türk bayrağının altında toplandık onu hiç tanımadan. İsmi Hasan’dı. Anasının gözyaşları akıyordu sessizce. Cenaze töreni bitiminde başladı feryatlar. Biz ağladık, tabur askerleri de ağladı. Bizim şehidimizin ablası gibi, o askerin de gözyaşını silecek bir ablası var mıydı göremedim o an. Ama yaşanılan acı hep aynıydı işte.Yıllar sonra değişen bir durum olmadığını görüyorum.

Kolay yetişmiyor evlatlarımız. Onun için de kolay harcanmamalı. Bir insan habersiz, savunmasız diğer bir insana nasıl kıyar! Aklım almıyor bir türlü!

Şehidimizin arkasından bir kaç gün sonra, başka yerlerde başka anaların yüreği yanıyor yine. Artık son bulmalı bu savaşlar. Evlatlar ölüp, analar-babalar ağlamasın artık. Kardeşleri ağlamasın. Sevdiceği ağlamasın. “O ŞEHİT BENİM ŞEHİDİM” demesin!

Rahat uyu şehidim. Sen yalnız ailenin değil, benim de şehidimsin. Hatta Göynük’ümüzün, vatanımızın şehitlerinden birisin. Dualarımızla besleneceksin. Satırlarımı İstiklal Marşı’mızın son kıtasıyla sonlandırırken, saygılar sunarım.

“Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.

Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;

Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır hak’ka tapan bayrağımın İSTİKLÂL!”

Mehmet Akif ERSOY

03.08.2015

Ayşe Gülten KIRICI

 

 

Gülten Kırıcıgultenkirici@hotmail.com