Ressam Feriha Gökçen SARIKAMIŞ “BOLU, CENNET GİBİ”

Bu haber 18 Mart 2018 - 21:04 'de eklendi ve 1.576 kez görüntülendi.
 “İçinde rengarenk çiçekleri olan, kardeşliğin olduğu, çocukların güldüğü, sevgi ve saygı dolu bir dünya istiyorum. Bana bir sihirli değnek verseler, dünyayı tamamen iyilik, sevgi ve güzelliğe boyarım.” diyen değerli Sanatçımız Ressam Feriha Gökçen SARIKAMIŞ, hayata karşı hep olumlu ve pozitif  bakış açısını, insan ve doğa sevgisini  yaptığı tüm tablolarına da yansıtmış. Büyük bir içtenlikle resim sanatındaki tüm birikimlerini ve tecrübelerini çevresindeki tüm sanatçı arkadaşlarıyla da severek paylaşan Feriha hanım, ayrıca organizasyonlarda düzenliyor. Organizasyonluğunu yaptığı yeni sergi projelerinin hazırlığına devam ederken, bir yandan da 26. kişisel sergisi için çalışmalarını sürdürüyor. Değerli sanatçımız Sevgili Feriha Gökçen SARIKAMIŞ hanımefendiyi, Siz değerli okuyucularımızla tanıştırmak ve kendisiyle yaptığım röportajı sizlerle paylaşmak istedim. Sevgili Feriha hanıma yoğun çalışma programından bizim için vakit ayırıp, gerçekleştirdiğimiz bu samimi ve güzel röportaj için çok teşekkür ediyor ve bundan sonraki sanat hayatında da başarılar diliyorum.
 
 

– Feriha hanım hoş geldiniz. Biraz kendinizden bahseder misiniz..? 

 

İskenderun doğumlu, dört çocuk annesiyim. Resim, benim yaşama sevincim. Beş yaşımda iken,  gördüğüm her yere, yerlere, duvarlara resimler yapardım. Okul yıllarımda ve çocuklarımı büyütürken de resim yapmaya devam ettim. Doktor olan büyük kızıma orta okulda okurken bir resim yapmıştım.  Japonya’dan o resme mansiyon geldi. O zaman resim benim için bir tutku oldu. 2006 yılında büyük kızım bana doğum günü hediyesi olarak bir şövale, tuval ve yağlıboya takımı getirerek, ” Anne sen de muhteşem bir yetenek var, artık bu yeteneğini meydana çıkarma zamanı geldi” dedi. Ve ben o gün elime fırçayı aldım ve bu güne kadar da bir daha hiç bırakmadım. 2007 yılında ilk sergimi açtım. Şu an da 25.nci kişisel sergimi açmış bulunuyorum. Ankara, İstanbul, Hatay başta olmak üzere, Türkiye’nin bir çok ilinde kişisel sergiler açtım. Büyük holdingler sponsorum oldu. Çeşitli  koleksiyonlar da tablolarım bulunuyor. Bu arada organizasyonlar da düzenlemeye başladım. Sanat camiasıyla çok güzel sergiler düzenliyorum. Bunların yanında televizyonlarda ve kültür merkezlerinde tek başıma ya da hocalarla beraber sık sık canlı performanslar sergiliyorum. Daha nicelerine diyorum inşallah..

 
 

– Tarzınızı nasıl yorumlarsınız..?

 

Ben bir dışavurumcuyum. Genelde canlı renkler, tabiat.. Bu hayat şartlarında insanlar, yaptığım tabloyu karşılarına alıp baktıklarında mutluluk duysunlar istiyorum. Pozitif enerji almalarını istiyorum .

 
 

– “İçinde rengarenk çiçekleri olan, sevgi dolu insanları olan, kardeşliğin olduğu, çocukların güldüğü ,sevgi, saygı dolu bir dünya istiyorum”..  diyorsunuz ve bu bakış açınızı da tablolarınızda da  görebilmemiz mümkün. bu konudaki düşüncelerinizi almak istiyorum.

 

Bu hayat bize verilen bir armağan. Benim için tüm canlılar çok değerli..Hayata güzel gözlerle bakabilmemiz lazım çünkü ömür o kadar kısa ki. Benim hayat felsefem, güzel bir insan olabilmek. İnsanlarla güzel paylaşımlarda bulunabilmek. Bilhassa sanatçı arkadaşlarıma, sanat yönünden elimden gelen her türlü yardımı yapmaya çalışıyorum çünkü insanlık paylaşmayı gerektirir. Resimlerimde de vermek istediğim mesaj budur. İnsanlar birbirlerini sevsinler, birbirlerine yardımcı olsunlar, saysınlar, kırıcı olmasınlar.

 
 

-Kendinize örnek aldığınız, beğendiğiniz sanatçılar kimlerdir..?

 

Türk ressamlardan İbrahim Çallı’yı çok beğenirim. Çok güzel eserleri vardır. Ayrıca fransız empresyonist ressam Monet’in eserlerini de beğeniyorum.

 
 

– Sosyal sorumluluk  projelerinin içinde de yer aldığınızı biliyorum. Biraz bu yönünüzden bahsedelim istiyorum..

 

Bilhassa sosyal sorumluluk projeleri çok önemli. Bu konuda sanatçılarımız da çok duyarlı ve bu projelere destek verip, tablolarını bağışlıyorlar. Ben bu tür projelere çok katıldım ve hala da destek olmaya çalışıyorum. 26 Mart ta,  Şişli Belediyesi Cemil Candaş Kent Kültür Merkezinde Down Sendromlu gençlerimiz için  düzenlenmekte olan bir etkinlik olacak, bu etkinliğe de katılmayı düşünüyorum. Daha önceleri  kimsesiz çocuklar yararına olsun, kanser haftasında olsun ya da MS hastaları için düzenlenen projelere katılıp tablo bağışında bulundum. Bu tür sosyal sorumluluk projelerin içinde yer almak çok büyük bir mutluluk veriyor insana. Tüm sanatçılarımızı da bu gibi hayır işlerine katılmayı davet ediyorum.

 
 

– Organizasyonluğunu yaptığınız yeni projelerinizden bahseder misiniz.?

 

Nişantaşı’nda 23. Nisan da bir karma sergimiz olacak, “Yıldızlar Geçidi” adı altında.  Ağustos ayının son haftasında  ve Aralık ayının başlarında ” yeni yıla merhaba” diyeceğimiz bir karma sergimiz daha var. Yeni yılda da Barış Manço Kültür Merkezinde 26. kişisel sergimi açmayı düşünüyorum. Yurt dışında sergi açmam için çok teklif geldi ama ben gidememiştim. İnşallah bu teklifleri değerlendirebilme imkanını bulur ve yurt dışında da sergi açabilirim.

 
 

– Sanatın ,Sizin hayatınıza ne gibi değerler kattığını anlatır mısınız.?

 

Hayata daha güzel gözlerle bakıyorsunuz. Resim zaten benim için büyük bir aşk. Büyük bir camia da yaşıyoruz. Değişik insanları tanıyoruz. Bana katkıları ise çok geniş alan. Türkiye çapındaki arkadaşlarla , “arkadaş-kardeş” durumuna geldik. Artık hepimiz bir can olduk. Kocaman bir aileyiz. Hepimiz birbirimize sevgiyle bağlıyız. Nasıl bir tabloda güneş doğuyorsa, kendi içimizde de öyle bir dünya yaratıyoruz, Güneş dolu..

 
 

– Resim sanatına yeni başlayan ya da ilgilenen genç arkadaşlara neler söylemek istersiniz..?

 

Yeni başlayacak olan arkadaşlara her şeyden önce şunu söylemek isterim; resmi mutlaka severek yapsınlar, o zaman her şey daha güzel olur. Bol bol sergi gezsinler. Sanatın her alanıyla  ilgilenmeleri onları  zenginleştirecektir.. Gittikleri atölye ya da ders aldıkları hocanın etkisinde kalmasınlar. Her şeyden önce kendi ruhlarını da versinler. Ayrıca, ben bunu her yerde söylüyorum, “lütfen resme başlarken tuvali kalemle değil, fırçayla çizin” diye. Kalemle çizmesinler çünkü bir ressamın kalemi fırçasıdır.

 
 

– Eşinizin Bolu’lu olması nedeniyle sık sık Bolu’ya geliyorsunuz. Bolu hakkındaki düşüncelerinizi almak istiyorum..

 

Bolu, cennet gibi.. Yeşilin her tonunun olduğu bir yer..İnsan kendinden geçiyor, o yeşilin tonlamalarını görünce.. Bolu’nun insanları çok güzel..yöresel ürünleri de gerçekten harika. Eşimin Bolu Elmalı köyünde yeşillikler içinde çok güzel bir evi var. Belki ileride yerleşirsek, şövalemi, boyamı alıp yeşil cennet Bolu’nun resimlerini yapmak istiyorum. Bolu’ya candan sevgiler, selamlar ve saygılar.

 
 

– Feriha hanım geldik çok güzel bir söyleşinin sonuna. Bizlere en son ne söylemek istersiniz.?

 

Sanatım, beni bir yere getirdi. Gerçekten insan bir şeye gönül vermişse, o gönül verdiği iş onu çok güzel yerlere taşıyor. Keşke yirmi yaş daha genç olsaydım, daha güzel ve kalıcı şeyler bırakabilseydim. Daha fazla insana faydam dokunabilseydi, daha çok sanatçıya, ” hocam bu nasıl olacak” dediklerinde, daha çok faydam dokunabilseydi ne kadar mutlu olurdum. Yardımlaşmak kadar güzel bir şey yok hayatta.

 

 
 
 
 
 
 
Yasemin Topcuogluyasemintpc@outlook.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.