UMUT,ÇARE, SEVDA KÖPRÜSÜ “CİN KÖPRÜ”

Bu haber 11 Ağustos 2015 - 21:54 'de eklendi ve 2.184 kez görüntülendi.

cin-köprüsü-umut

 

UMUT,ÇARE, SEVDA KÖPRÜSÜ “CİN KÖPRÜ”                                     11.08.2015

 

Kıbrıscık’ın Nadas ve Deveci köyleri arasında Cuma Deresi  üzerinde kuruludur “Cinköprü”.  Cuma Deresi akar durur yıllardır.Sağında solunda civar köylerinin bağ ve bostanları vardır. Çoşkulu olduğunda hırçınlığını gösterir,çoğu kere.

Cuma Deresi; Cuma namazının kılındığı medresenin varlığından almıştır adını.Komşu köyler, sıra ile ya da isteğe bağlı olarak, nöbetleşerek Cuma günleri “etli pilav” ikram ederlerdi namazdan sonra.

Kıbrıscık ve köyleri ile Beypazarı, Haymana “Polatlı” arasındaki ticari ilişkilerinin bağıydı “Cinköprü”. Kıbrıscık ahalisi sırtına yüklendiği iki, üç yarım buğdayı ya değirmende öğütür, un olarak geri götürürdü. Ya da satar çok gereksinim duymadığı halde eşe dosta ve misafirlere sorumlulukları gereği“çay ve şeker” alırlardı.

Ali, Kıbrıscık’ın Yazıca Köyünde yaşardı. Başka kardeşi yoktu. Babası da annesi de fakirliğin bol olduğu hayat yaşamışlardı. Onurundan, gururundan, kişiliğinden ödün vermeden işinde gücünde çalışır dururdu. Zamanın ya da fırsatın yokluğundan mıdır nedir bir tek çocuğu varmış Ali’nin. Uzun yaşasın, soyumu idame ettirsin anlamında “ulu” yani Ali koymuş adını. Anne babası da öyle düşünmüş olmalıydı.

Yaşlıların ; “bu yıl kış zor geçeceğe benzer” mealinde sözlerin etkisinde kalmış. Ali. Haber salmış ağalara, çoban arkadaşlarından. “Elli atmış koyunum var. Her işinizi yapar ,davarınızı güderim. Hizmette kusur etmem.” Diye. Kış ayları koyunlarını ağaların hanelerinde geçirirlerdi,çobanlık yaparlardı, çoğu Kıbrıscıklı gibi Ali’nin arkadaşlarıda.

Haymana “Polatlı” nın Sarıbasan köyünden Hasan ağ, “gelsin bakalım” diye haber salmış Ali’ye. Zaten hazır olan Ali zaman kaybetmeden yola koyulmuş, koyunlarıyla. Kolayca anlaşmıştı Ali, ağası ile. Bir kaç yıl çalışmış ,ağanın kapısında. Ali’nin de ağanın da davarı ve işi çoğalmış tabi. Baş edemez olmuş Ali. Seneye gelemeyeceğini , işlere yetişemediğini , söylemiş.

Ağa: “Ne dedin de yapmadık Ali. Gak dedin su guk dedin et verdim. Yediğimden içtiğimden seni ayırmadım.” Diye kızmış. Ali çaresiz… Ağanın sözünden de çıkamayacağını biliyormuş. Hızırellez’de dönmüş köyüne. Bir düşüncedir almış . Bu arada yıldan yıla durumu da iyileşmeye başlamıştı. Karısına anlatmış bir bir olanları. “Karısı oğlumuzu getir ben kendime yeterim. Hasta olsa da olmasa da anama da bakarım.” Deyince Ali rahatlamış.

O yıl koyunları yanı sıra oğlu Ali’ye götürmüş yanında. Ağa, Ali’nin geldiğini görünce sevinmiş. Yanında ki; yeni yetmenin de oğlu olduğunu çoktan anlamış.

Ali ile oğlu Ali, nin elleri çabukmuş. Ağanın her ne işi varsa hiç geri kalmıyorlarmış. Ağa memnunmuş bu durumdan. Ali ve oğluna kapılarını sonuna kadar açmış. Ağa, çoban ilişkisinden çok ağbi kardeş görünümü almış her şey.

Ağanın biricik, içine kapanık Hürmüz kızı vardı. Kibirliydi ya da öyle görünürdü. Ali’yi görünce “yüzünde güller açıyordu.”

Günler günleri kovalarken, Hürmüz kız Aliden ayrılmaz olmuş. Bir kaç yıl geçmiş . İkisi de genç ,iri yarısı olmuş.

Amansız sevgiyi yakalamışlar birbirlerinde. “Aşk” demir zincirlerle kenetlenmişler. Sarıbasan  Köyü çalkalanır olmuş gençlerin “Aşk” larından. Ağa bu durumu sezmiş sezmesine ama konduramamış önce. Ali’yi çağırmış . Süklüm büklüm ağanın karşısına çıkan Ali; “aman dileyim çekip gitmeyi düşündüğünü” söyleyecekmiş. Ağa: “Ali seni ve çocuğunu çok seviyorum. Kızım sizin sayenizde bu kadar büyüyüp allanıp pullandı. Var git oğlun Ali’ye söyle elimi öpmeye gelsin. İkimizde Polatlıya gidip düğün için ne gerekiyorsa alıp savalım.” Demiş. Memnunlukla pişmanlığın ve oğluna başka gözle bakmanın hevesiyle ağanın yanından ayrılmış.

Paranın açamayacağı kapı mapı olmadığını burada da gören Ali mutlu. Alış verişler yapılır ve tez elden düğüne başlanır .Hızırellez gelmiştir. Koyunlar Yazıca köyünün “Sarıbozan” Yaylasındadır.Ağa “güz’ün” geri gelmek koşuluyla kızını gelin olarak kıbrıscık’ın Yazıca Köyü’nün “Sarıbozan Yaylasına” göndermeye razı olur.

Şarkılı türkülü yola çıkar, gelin alıcılar. Cinköprü”ye varırlar. Tek kalas, karşı yakada ki kayanın üzerindedir eğreti. Suya erişen bölümü giderek daralır, üçgen biçimindedir. Her iki yanında da iki kavak ağacı yükselir göğe.Böğürtlemler kalasın her iki yanını çelenkleştirmiştir. Cinköprü’nün görünümü aynen anlattığım gibidir.Cinköprü’yü geçince de düzlüğe “dernek” denir. Köprüden geçmeden önce toplanılır ve iş bölümü yapılan yerdir burası. Umutların tazelendiği , çarelerin gözden geçirildiği….!

O sırada kavakların birinden kartal kanatlanır. Cinköprü’yü geçmek için iki adım atan at ürker. Yaylada o’nu bekleyen Ali’sini düşünmektedir. Sevincinden gülücükler eşliğinde ki “Hürmüz” gelin, attan düşerek kayalara çarpa çarpa suya gömülür. Bahar mevsimde Cuma deresinin önünde durulmaz. Çok azgındır suları. Hürmüz gelini alır bağrına… Ağıtlar susmaz, unutulmaz günümüze kadar. Türkü yakılmıştır.Türküsü unutulmuş ama….!

Gelin kızlar gelin gidelim.

Öğle yemeğini izde yiyelim.

Hürmüz gelini bizde görelim

 

Almada gelinim alma allı.

Almada sular allı gelini,

Gümüşte kemer sıkmış belini.

 

Seymenler kaya dibi dolaşır.

Gelin alıcılar koyun gibi meleşir.

Güvey beye kara haber ulaşır.

 

Almada gelinim alma allı.

Almada sular allı gelini,

Gümüşte kemer sıkmış belini

 

Dalga vurmuş selvi boyuna

Gelini çektiler orman içine.

Kelebekler kondu sırma saçına

 

Almada gelinim alma allı

Almada sular allı gelini,

Gümüşte kemer sıkmış belini.

 

Köprü altında azgın sular köpürür

Gelinin al tüteği suda yelebür.

Gümüş kuşağı kumda yalabur.

 

Almada gelinim alma allı.

Almada sular allı gelini,

Gümüş kemer sıkmış belini.

 

Avcıda getirin vursun kartalı,

Baltacı getirin kessin kavağı

Yüzücü getirin bulsun gelini

 

 

Hürmüz gelin,al yazmalar içinde al kanlara boyanmış tüteği ile bulunur. Dernek yerine gömülür. “Kara haber tez yayılır” Ağa duyar duymaz adamlarıyla gelir “Cinköprü’ye”. Hürmüz kızının mezarını açar ve tabutuna koyarak köyüne götürür. Dernek’te mezarı kalır sembolik olarak.

Uzun yıllar kullanılır cinköprü. Kalasları yenilense de, kenarlarına korkuluklar konsada, üzerinde çaresizler,umutsuzlar, sevdalılar geçse de, öyküsü hiç değişmemiş “Cinköprü’nün”

Bu öyküyü derleyip yazarken Nadas Köyünden “Satı Esen”gelinablama çok teşekkür ederim. Şükrü Esen dayımın eşidir.Melek yüzlü Satı gelinablam. Satı gelinablama da kayınvalidesi anlatmış yeni gelin olduğunda. O’na da kayın validesi. En az iki yüz, iki yüz yirmi yıllık destansı öyküyü anlatmaya çalıştım.

Hoşça kalın…

Geleceğimize ışık tutan geçmiş öykülerimizi unutmayalım..!

Kaynakça: Kıbrıscık Kaymakamlığı ve Halkeğitim ASO Müdürlüğü.

İsmail Altok

 

İsmail Altok
İsmail Altokaltok14@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

13 ADET YORUM YAPILDI
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.