BOLU HABERLERİ
  • HASTANE…
    HASTANE…
  • MİNİ MİNİ BİRLER…
    MİNİ MİNİ BİRLER…
  • BOLU’DA KİVİ YETİŞİRMİ
    BOLU’DA KİVİ YETİŞİRMİ
  • 12. Seben Elma Festivali Ve Bolu Kültürünü Tanıtma Ve Yaşatma Şenlikleri
    12. Seben Elma Festivali Ve Bolu Kültürünü Tanıtma Ve Yaşatma Şenlikleri
  • HAYIR
    HAYIR
  • MENGEN’E YAKIŞAN TARİHİ REKOR
    MENGEN’E YAKIŞAN TARİHİ REKOR
  • ZULÜM NE ZAMAN BİTER?
    ZULÜM NE ZAMAN BİTER?
  • SANAL HASTALIK
    SANAL HASTALIK
  • DÜNYA (İŞİD)SİN! MUSUL BAHANEDİR.
    DÜNYA (İŞİD)SİN! MUSUL BAHANEDİR.
  • KARARMIŞ VİCDANLAR…
    KARARMIŞ VİCDANLAR…
BOLU HABERLERİ
HAVA DURUMU
  • Cumartesi Sisli 11°C / 1°C
  • Pazar Kar Yağışlı 10°C / 1°C
  • Pazartesi Kar Yağışlı 1°C / -1°C
Nöbetçi Eczane
Yakın Dönem Hak Dostları !..
Yakın Dönem Hak Dostları !..

Bir Muhabbet Çınarı Sabri Tandoğan Onunla irtibatımız bana gönderdigi, yazılarımı tebrik ve tesvik eden bir maille basladı. Kendisini sahsen tanımasam da yıllardır TRT ekranlarında sürdürdügü Gönül Sohbetlerinden asina idim. Kısa sürede olusan birkaç maillesme ile yakinen tanıma ve dinleme ihtiyacı duydum. Ziyaret talebimi kabul ederek Ankara’ da bir iftar sofrasında engin gönül dünyasını bize açtı. […]

15 Ocak 2013 02:31
Font1 Font2 Font3 Font4

Bir Muhabbet Çınarı
Sabri Tandoğan

Onunla irtibatımız bana gönderdigi, yazılarımı tebrik ve tesvik eden bir maille basladı.
Kendisini sahsen tanımasam da yıllardır TRT ekranlarında sürdürdügü Gönül Sohbetlerinden asina idim. Kısa sürede olusan birkaç maillesme ile yakinen tanıma ve dinleme ihtiyacı duydum. Ziyaret talebimi kabul ederek Ankara’ da bir iftar sofrasında engin gönül dünyasını bize açtı.

Sn. Sabri Tandogan’ dan bahsediyorum. Danıstay 2. daire üyeliginden emekli, yıllarını tasavvufa ve insanlıgın hakiki saadetini fark etmeye, fark ettirmeye adamıs, 72 yasında bir maneviyat ehlinin tecrübelerini dinlemek, bakıs açısından yararlanmak benim için oldugu kadar siz degerli okur kardeslerimin de ilgisini çeker düsüncesi ile sohbetimizi kaydettim.

Asagıda bant çözümünü okuyacaksınız. Kendisi, eserleri ve hayata bakıs açısı hakkında genis bilgiyi www.gonulsohbetleri.net adresinde bulabilirsiniz.

Sabri Tandogan’ la yapılan bu sohbette kendisinin feyizlendigi ve hayatında önemli bir dönüsüme, idrak genislemesine vesile olan Dr. Münir DERMAN (k.s) hakkında da özet bilgiler, manevi tecrübeler okuyacaksınız.

Sohbetimizi röportaj resmiyetinden uzak, kalıplardan çıkararak akısına bıraktık. Zaman zaman ince ayrıntılar yakalamak üzere sorularımız oldu ve cevaplardan biz çok istifade ettik. Konusmamızı sizlere kolaylık olsun diye konu baslıkları halinde düzenledik. Yeni idraklere vesile olması dilegi ile sizi Sabri Tandogan’la bas basa bırakıyorum.

Tarih: 21.Ekim.2006
Saat: Iftar Vakti
Yer: Kent Oteli / Sıhhıye-Ankara

Gavs- ı Azam ile Rabıta
– Sizi bir miktar tanımak isteriz. Ama özgeçmis ve hayat hikayesinden çok feyizlendiginiz zatlar hakkında bilgi edinmek istiyoruz.
– Evliyanın en büyügü Abdülkadir-i Geylani Hazretleri bizim evimizde daima ismini duydugumuz, kerametlerini dinledigimiz bir zat idi efendim. Babaannem ve annem Ona karsı derin bir muhabbet beslerdi. Iste öyle bir atmosferde büyüdüm. Onun feyzini ve yardımını ömür boyu üzerimizde hissetmisizdir.

– Söz Gavs-ı Azam’dan açılmısken, Füyüzat-ı Rabbani isimli eserinde “Mürid ne zaman bunalsa imdadına yetisirim, maddi manevi yardımcısı olurum” tarzında bir hitabı mevcut.
Böylesi bir olay yasadınız mı?..
– Evet Efendim. Bu çok sırlı bir olaydır. Bu hitaba yürekten inananlar için Gavs-ı Azamın himmeti her an hâzır ve nâzırdır. Söyle izah edeyim efendim. Bundan seneler evvel.
Ankara’nın dısında bir yerlerde bir sohbete davet edildim. Bendeniz dini olan her seye ilgi duyarım efendim. Bunu bilen bir arkadasım “Sabri gel bu aksam mübarek bir zatın sohbeti var” dedi. Evlerin bitip de bozkırın basladıgı uzak bir semt. Aksam oraya gittim.

Eve girdigimde kalabalık bir cemaatin bir hoca efendiyi dinledigini gördüm. Bir kenara ben de ilistim. Sohbet içimi daralttı. Çünkü o zat durmadan Cehennemi, azabı anlatıyor, sürekli korkutucu bir üslupla ders veriyordu. Epey bir sabırdan sonra söz aldım. “Efendim sizin elinizde Cehennem biletlerinin koçanı mı var? Habire bilet kesip, insanları
dolduruyorsunuz! Islam bu mu?” Sorum üzerine ortalık buz kesti. Bir süre sonra müsaade istedim ve evden ayrıldım. Saat gecenin 01’i…Dısarı çıktım. Öyle uzak ve ücra bir yer ki ne belediye otobüsü, ne dolmus ne de bir taksi o saatte oradan geçmez. Adamı kesseler duyulmayacak bir yer sizin anlayacagınız. Ellerimi açtım ve “Yetis Ya Geylani” diye dua ettim. Inanın 10 dakika geçmedi karanlıklar içinden bir mercedes araba belirdi ve önümde durdu. Soförü kapıyı açtı ve : “Buyurun sizi evinize bırakayım” dedi. “Evimi biliyor musunuz?” dedim. “Evet buyurun” dedi. Yol boyunca aynadan seyrettigim o sima ne bir insandı ne de baska bir sey. Adeta balmumu bir heykel sanki elbise giymis gibi öylece duruyor idi. Ama inanın o sima hala gözümün önünde. Gecenin o vaktinde hiç adres sormadan beni evime bıraktı efendim.

– Bu olay ve benzeri seyler, herkese olmuyor degil mi? Sanıyorum gönül bagı olanlar
arasında cereyan ediyor!..
– Öyle efendim!
– Bunun mantıkla da pek izahı yok sanıyorum. Bu açılım nasıl gelisiyor?
– Efendim rahmetli annem Edebiyat ögretmeni idi. 3 dil bilirdi. Hayatta tanıdıgım en
kültürlü anne idi. Fakat bir o kadar da rıza ehli idi. 7 yasında namaza baslamıs. 75
yasında Hakka göçtü. Hayatında bir tek gün, o günün namazını ertesi güne bırakmadı.
Senenin 4/5 ini oruçlu geçirirdi. Bu kızım da her gün oruçludur. (Yanında misafiri bulunan
yegeni Dr. Hanımefendiyi isaret ediyor)

Annem Abdülkadir Geylani (ks) Hazretlerine baglı idi. Bir gün bana dedi ki; “Oglum eger,
rabıta kurabilirsen, daraldıgın, bunaldıgın zaman Hazreti yardıma çagır, Hazret gelir.” Bir
iki kere çagırdım efendim, derhal himmeti var oldu!..

Hocam Dr. Münir Derman (k.s)
– Hocam çok mübarek bir insandı. Belki tanırsınız. 30 yıl Eskisehir Devlet Hastanesinde
operatörlük yaptı. Dr. Münir Derman.
– Saglıgında görmek nasip olmadı ama methini duydum. Eskisehir’de hem doktorluk hem
de kürsü vaizligi yapmıs. Hayatını arastırmak istedim. Çok fazla kaynak yok. Onun
bendesi biriyle görüsmek istedim, Rabbim sizi çıkardı. Görüsmemiz bu açıdan da manidar
benim için!
- Münir Beyin sırrı pek anlasılamamıstır. Eskisehirliler ona deli doktoru derlerdi.
(Gülüsmeler)
Münir Bey Kırklardandır efendim.
– Ricali Gayb ordusunda bahsi geçen Kırklar?
– Evet efendim Kırklardandı. Kelimelerle, sözle ifadesi mümkün olmayan muhtesem bir
insandı. Münir Beye gelene kadar 39 Efendi Zatın sohbetinde bulundum. Hizmetinde
bulundum. Ama 39’u bir yana Münir Bey bir yana!

Çok Yönlü Okuma
– Sanıyorum Türkiye’de benim kadar çok yönlü kitap okuyan kimse de yoktur. Sadece
Tasavvuf degil, Batıyı ve Doguyu da okudum. Mesela Türk Komünistleri içinde hiç kimse
benim kadar Komünizme ait kitap okumamıstır.

Islam’a Gönül Verdim, Asık Oldum
– Ama ben küçük yastan itibaren Islam’a gönül verdim. Hz. Muhammed(s.a.v.) e asık
oldum. Hz.Ebubekir’e asık oldum. Hz. Ömer’e asık oldum. Bilal-i Habesi Hazretlerine asık
oldum. Onu o kadar çok seviyorum ki… Ama o kadar çok seviyorum ki…Sanki karsıma
çıkıverecekmis gibi geliyor. Allah Onun elinden ayagından öpmek nasip etsin. Bana çok
sevimli geliyor Bilal-i Habesi…

 

Yunus’a Hayranım
– Bir de Yunus’u çok seviyorum efendim. Yunus’a hayranım. Ben Konya Ermenek’liyim ama
Yunus Mevlana ile de mukayese edilmez. Yunus kainatın en büyük sairi. O baska bir sey…
Çok baska biri. Bugün insanlık kültürü Yunus’u anlayacak seviyeye gelemedi.
Yunus çok büyük bir insan. Dünyadaki bütün psikologları, psikiyatristleri toplayın Yunus’
un bir mısraını sorun, hiçbir izahını yapamazlar. Bir tek mısraı:
“Seni deli eden sey / Yine sendedir sende”

Her Sey Bizde, Dısarıda Degil
– Bizler dısarıda bir seyler arıyoruz. Karım beni mutsuz etti, kocam beni mutsuz etti,
sayıyoruz artık. Hiçbir sey bulamayan da Fenerbahçe tutmaktan mutsuz oldum diyor.
(Gülüsmeler)
Ama Yunus meseleyi bir mısrada hallediyor efendim: “Seni deli eden sey yine sendedir
sende!” Insanları ben çok inceledim efendim. Mesleki açıdan çok insan tanıdım. Dört
fakültede okudum. Hukuk- Tıp- Ilahiyat- Felsefe…
Su kanaate vardım efendim. Bütün mesele su kafanın içi… Kendi kendimizle dost muyuz,
arkadas mıyız, sevgili miyiz?… Bütün mesele burada. Hep baskalarına hamlediyoruz
olayları. Filanca Basbakan olmasa ben mutlu olurdum. Fenerbahçe sampiyon olsa ben
mutlu olurdum. Ne alakası var efendim. Filanca Cumhurbaskanı olmasa ben mutlu
olurdum. Ne alakası var?.. Sen mutlu olamazsın, çünkü dava burada. Kafada efendim.
Böyle, böyle efendim insanlar nesiller boyu, binlerce yıldır kendi kendilerini aldatmıs!…
Yunus bir tek mısrada çözümü getiriyor: “Seni deli eden sey / Yine sendedir sende”

Rehbere Baglanmak Kisiye Ne Verir?
– Peki bu noktada önemli bir husus geldi. Bunları tespit eden Yunus’un düzenli tahsili yok.
– Evet yok.
– Dergaha odun tasımıs kırk yıl. Burada dergaha hizmet, birine baglanmak insanda nasıl
bir suur hali açıyor ki karsımızda asırlardır canlı bir Yunus var?.. Bunu açar mısınız?..
– Efendim çogu tarikatta olay söyle islermis eskiden. Bir padisah seyhe gelir ve el almak
ister. Ona derler ki, al eline süpürgeyi tuvaleti temizle! Ben padisahım nasıl olur derse,
“kapıyı dısarıdan kapar mısın,” derlermis.
Bunda amaç ne?… O padisaha zulmetmek mi?.. Ona hakaret etmek mi?.. Hayır. Mesele
surada efendim, bizim kafamızın içindeki o kavgayı dindirmedikçe sulh, sükûna
kavusamayız. Bu nasıl olacak? Nefis arka plana geçtiginde olacak!
– Benlik yok edilecek öyle mi?.
– Evet efendim. Baska türlü olmuyor. Gidin 15 tane fakülte bitirin. N’olacak?… Sadece
bilginiz artar. Ne demis Yunus: “Ilim ilim bilmektir/ Ilim kendin bilmektir/ Sen kendini
bilmezsin/ Ya nice okumaktır” 15 fakülte bitirsen ne olacak ki?.. Hiç..
– O zaman insan benligini kendi kendine öldüremiyor. Illa mursid, ya da rehber biri mi
öldürecek?..
– Sultanım biz zat-ı alinizle Hindistan’a gitsek. Himalayaları incelesek. Oradaki mabedleri
gezelim. Hint felsefesinin derinliklerine inelim deseniz. Himalaya dagına da çıkmak
istesek. Çıkalım demekle çıkabilir miyiz? Ne lazım?… Bir rehber lazım.
Bugün bakın en küçügünden en büyügüne kadar her futbol takımının bir antrenörü var.
Dünyanın parasını öderler onlara. Yol gösteren olmadan siz bir sey ögrenemezsiniz. Yol
gösteren olmadan yüzme ögrenemezsiniz. Ögrenirim derseniz, solugu öte yanda
alırsınız. Denizle saka olmaz.

– Kitaplar var, kitaplardan ögrenirim yüzmeyi. Hem de güzelce izah ediyorlar!
– Ögrenemezsiniz efendim. Vallahi ögrenemezsiniz!..
– Illa zat mı lazım?
– Illa lazım. Mesela annesi kötü yemek yapan bir ev hanımı sittiyn sene iyi yemek
pisiremez. Niçin?.. Çünkü damak hücrelerindeki lezzet kavramı anneden gördügü ilk
yaslardaki yemege göre sekil alır! Ondan sonra bunu düzeltmek mümkün degil efendim.
Anlatabildim mi? Mesele burada. Hiçbirimiz kitap okuyarak, hatta sohbet dinleyerek
manevi alemde yol alamayız efendim. Bir rehber lazım. Adı ya da unvanı mühim degil. Ona
rehber deyin, mürsid deyin, antrenör deyin, çalıstırıcı deyin, ne derseniz deyin, kelimeler
önemli degil kavram önemli!.. Bir yol gösteren lazım. Ben böyle düsünüyorum.
– Birine baglanmak, hizmet etmek aslında Ona bir sey kazandırmıyor. Ne verirse bize
veriyor. Yani biz o rehberle kendimizdeki cevheri açıga çıkarıyoruz diyebilir miyiz?
– O kadar efendim!.. Tabii… O mübareklerin bizim gibi gariban ve zavallıların hizmetine
ihtiyacı yok ki! Icabında melekler gelir onlara yardım eder. Ne kadar güzel söylediniz.
Kendi kafamızdaki anarsi bitiyor böylece. Kendi kafamızın içinde, kendi kalbimizde sulhe,
sükûna, güzellige ulasıyoruz. Mesele burada. Bunları kitaplardan edinemezsiniz!.. Ben
simdiye kadar kitaplardan kendi kendini yetistirip de manevi kemale ulasmıs, hiç
görmedim.

Teslimiyet Niçin Zor?
– Peki günümüzde insanların bir zata teslimiyetleri neden zor?
- Nefis!… Nefis ve Ene!.. Benim bir arkadasım vardı lisede. Çok okuyordu, parçalıyordu
kendini. Fakat ateistti. Dedim ki; ya kardesim senin gayretin, askın hepimizden fazla.
Niçin Hz. Muhammed (s.a.v) e bende olmuyorsun?.. Hala ürperirim ve gözümden yas
gelir. Dedi ki; gururum engel oluyor. Ben kendimden üstün hiç kimse tanımıyorum!
Peygamber de olsa ben kendimden üstün insan düsünemiyorum! Aman Ya Rabbi!…
Nefs!… Yani ondan sonra o arkadas bana seytanın somutlasmıs bir örnegi gibi geldi. Onu
hala tehlikeli bulurum.

Nefis Öldürülmez, Mülâyemet Edilir!
– Asırlarca insanlar nefis problemi ile ugrasmıs. Nefsimizi nasıl öldürebiliriz diye yollar
aramıslar. Ve hiçbir netice alamamıslar. Fransa’da özellikle Paris’te adım basında manastır
var. Oraya bir takım insanlar gidecek, toplumdan soyutlanacaklar ve orada ibadetle vakit
geçirecekler. Kendi kendilerini aldatmıslar efendim. Yüzlerce, binlerce sene kendi
kendilerini aldatmıslar. Ama ne zamanki Rasulullah (s.a.v) Efendimiz tesrif buyurmus, bir
cümlede meseleyi halletmis: “Nefsine rıfk ile, mülayemet ile (yumusaklıkla) muamele et”
buyurmus.

Nefsinizi öldüremezsiniz efendim. Siz öldüremezsiniz, ben de öldüremem. Yani tatlılıkla
muamele et.

– Haliym sıfatı ile mi?…
– Eveeeetttt… Yoksa nefisle zıtlasarak, ben onu aç bırakacagım, ben onu susuz
bırakacagım, ben uyumayacagım ile hiçbir sey elde edemezsin!.. Uyuma n’olacak?..
Bakırköy bir kisi daha kazanır!… (Gülüsmeler)
Açlıkla susuzlukla nefsini egitmis olamazsın sen! Ne iskenceler yapmıs insanlar asırlarca
kendilerine. Ama hiçbir netice alınamamıs. Nur içinde yatsın Hocam Münir Bey derdi ki;
“Nefsinle didisme! Sen nefsini alt edemezsin!” Peki o zaman ne yapacagız?.. Yapılacak
sey su; nefsimizi söyle bir tarafa koyacagız. Ona sen aslansın, kaplasın, sen

Fenerbahçelisin deyip oksayarak onu bırakacagız öte yana. Biz bu yanda Ayetleri-
Hadisleri hayatımıza tatbik etmeye çalısacagız. Gene Kur’anda bir ayet var, söyle
buyurulur: “Nur gelince zulmet gider”

– Hak geldi batıl zail oldu!
– Evet. Isık gelince karanlık gider. Yazık olmus insanlıga. Nefsimizi öldürelim diye olmadık
seyler denemisler. Insanlık Kültür Tarihinde nefsini öldürmüs bir tek kisi
gösteremezsiniz!..

Nefsi bir yana koyup isimizle, gücümüzle, ibadetimizle mesgul olacagız. Hizmet askımızla,
kalbimizdeki insan sevgisi ile öylesine mesgul olacagız ki bu garibim nefsim basını
kaldıracak fırsat vakit bulamayacak!.. (Kahkahalar)
– Enteresan…Çok güzel çoookkk.
Asi gençlik diyorlar, tinerci, uyusturucu alan gençlik diyorlar, bir çare bulamıyorlar.
Bulamazlar. Çünkü; çocuklarımıza iyinin, güzelin, temiz ve asil olanın yolu gösterilmedikçe
mesafe alamazsınız!.

Hakiki Basarı
– Kisisel Gelisim gibi bazı konular hakiki huzur verebilir mi? Dünyaya endeksli bir basarı
anlayısı pompalanıyor. Ev, araba, lüks, kazanç üzerine. Bir yanda da dünyadan geçen
Yunus ve Mevlana’ lar var. Bunlar da asırlardır ayakta. Basarı anlayısımız ne olmalı?
– Materyalist Batı, garipler bula bula bu kadarını bulmus efendim. Basarı anlayısı degismeli
tabi. Ama bunun arkasında dev gibi bir inanç felsefesi yatar! Dev gibi.
– Karsılıksız verme üzerine kurulu o dev gibi inanç sanıyorum.
– Tabii… Ne diyor Rasulullah? “Veren el, alan elden üstündür!” Batılının kafası bunu almaz
ki!.. O diyor ki alan el üstündür. Hani Yahudi’nin biri denize düsmüs. Kosmuslar Salomon
uzat elini, vermemis Yahudi elini. Gluk, gluk bogulmak üzere. Isi bilen biri kosmus, çekilin
demis ve Salomon al elimi demis, Yahudi almıs çekip çıkarmıs. Olay bu. Al elimi… Vermeye
degil, almaya alısmıs.

Gönül; Içimizdeki Allah!
– Gönül kavramının Batı dillerinde karsılıgı yok. Nedir gönül sizce?
– Gönül sadece Batıda degil Arapça’da da yok. Sadece Türkçe’de var!
– Nedir gönül?
– Bunu benden mi istiyorsunuz?
-Evet Gönül Sohbetleri yapan sizden istirham ediyorum.
– Içimizdeki Allah!.. Evet gönül; içimizdeki Allah!.. Batılı bu kavramlardan o kadar uzak
ki?..

Süper Güç; Imandır!
– Bakın su anda ben zat-ı alinize bir sual sorsam. Desem ki, dünyada su anda süper güç
kimdir? Hemen diyeceksiniz Amerika. Ama Amerika süper devlet degil bence, zavallı bir
devlet. Basında Bush diye bir çılgın var. Dünyadan habersiz, kültürsüz, görgüsüz, ilkel,
hayattan, sanattan, bilimden, felsefeden, tasavvuftan uzak.

Vietnam dedi yenildi. Afganistan dedi yenildi. Yemin ederim ki Irakta da yenilecek. Sefih,
perisan olacak. Iran’a dedi ki; uranyum arastırmalarını durdur. Gelirsem tas üstünde tas
koymam dedi… Iran’ın basında bir aslan var: Ahmedinecad. Uzaktan bakınca musluk
tamircisi gibi bir adam. Ama Himalaya gibi iman var adamda. Cevap verdi Bush’a:
Erkeksen gel ne duruyorsun? Bekliyorum dedi. Gelebildi mi, gelemedi. Olay bu efendim.
Bizim hiçbir devlet adamımız ABD ye musluk tamircisinin sözünü söyleyemez. Çünkü o
adamın içindeki ask ve iman maalesef benim devlet adamlarımda yok. Olay bu efendim.

Dinleme Sanatı
– Yıllar evvelce idi, bir matematik profesörü arkadasım Japonya’ya gidecek. Gitmeden
evvel bana Japonya’dan bir arzun var mı dedi. Ondan sunu istedim. Tokyo’ da ana
caddede en büyük kitapçıya gir ve sor: Sizde Güzel Konusma Sanatı üzerine kaç kitap
var?.. Güzel Dinleme Sanatı üzerine kaç kitap var?.. Tek istedigim rakamlar ve oran!..
Arkadasım gidip sorar ve ögrenir. Konusma Sanatı üzerine 3 kitap, Dinleme Sanatı
üzerine 21 adet kitap var!.. Henüz ben Türkiye’de Dinleme Sanatı üzerine kitap görmedim
efendim. Konus diye baslayan kutsal kitap yok. Kur’anımız Oku diye baslar. Mesnevi
Bisnev: Dinle, diye baslar. Iki kulagımız bir agzımız var. Bir söyle iki dinle. Dinlemek çok
ince bir mekanizmadır.

Dinleme Sanatı; sadece karsıdakinin söylediklerini anlamak degil, aynı zamanda
söyleyemediklerini de anlayabilme sanatıdır. Böyle diyor Japonlar. Dinleme sanatına
önem vermemekle çok sey kaybettik. Sanki pek çok insan konusma yarısına çıkmıs.
Devrilen çamların, kırılan gönüllerin farkında mıyız?.. Konusmak çok dikkat, itidal, teenni
ister. Çünkü bir kalp yarası bazen bir ömür boyu kanar!..

Söz ola kese savası
Söz ola kestire bası
Söz ola agulu ası
Yag ile bal ede bir söz (Yunus Emre)

Dinginlik ve Huzur
– Gerek telefon konusmalarınız, gerek mailleriniz ve gerekse su anda karsımdaki haliniz
dingin ve sükun içinde bir ruhu yansıtıyor. Kaygı, tedirginlik, telas ve acele yok sizde. Bu
hali neye borçlusunuz?
– Efendim bunun bir tek nedeni var; O kafadaki kavga dedik ya, iste onun sulhe sükuna
dönüsümü! Pek çok kafaların içinde kavga olanca siddeti ile devam ediyor. Gayet tabii
onların ses tonları tırmalayıcı oluyor. Sıkıntı verici oluyor. Ama kendi kafasının içini gül
bahçesi eyleyen, orada yalnız beyaz güller, kırmızı ve sarı güller buluyor. Olay bu!

Muhabbet; Bilinci Gül Bahçesi Eyler
– Kafamızı nasıl gül bahçesi yaparız? Muhabbet ve askla mı oluyor bu?
– Gayet tabii.
– Askın yasanma biçimleri olarak iki tarz biliyoruz. Üveysi mesrep dedigimiz zat olmaksızın
gönülde bulmak, bir de Yunus-Taptuk, Mevlana-Sems örnegi gibi bir mahalde seyir. Askın
zuhuru hakkında neler denebilir?
– Çok sey söylenemez efendim. Bu insanın elinde olan bir sey degil. Ask insanın elinde
degil.
Mesela ben Münir Bey’i gördüm, tanır tanımaz Ona asık oldum.
– O zaman ask tamamen Allah lütfu?
– Gayet tabii. Çünkü benim orada ne bir çabam, ne bir gayretim, ne bir telasım olmadı.
Hani divan edebiyatında bir siir var: “Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım / Kurban
olayım söyle, var mı benim bunda günahım”. Iste onun gibi efendim. Daha açıkçasını
söyleyeyim mi?..
– Lütfen buyurun!
– Nasip meselesi!.. Mesela Münir Bey’e gelene kadar benim bütün hayatım çok farklı geçti.
Mesela annem zahiren edebiyat ögretmeni, çok sık giyinen, modern bir hanımdı. Bu bir
yönü. Ama bir yönü daha var ki Allah Askı ile Peygamber Askı ile doluydu. Geylani
Hazretlerinin Askı ile dolu idi. Ve o anne beni yetistirdi. Anlatabiliyor muyum?

Asalet ve Genetik Önemli
– O zaman söyle anlıyorum. Hakka yolculukta asalet, genetik ve yetisilen ortam mühim?
– Çooookkkk…Hem de çoookkkkk.. Annem sabah okula gider aksam gelirdi. Gündüz bana
babaannem bakardı. Babaannem Konya Ermenek’ ten gelmis, Ermenek dısında ilk çıktıgı
yer Ankara, okuma yazması olmayan, alfabe bilmeyen bir hanımdı. Ama, veli bir hanımdı.
Gönül gözü açıktı. Mahalledeki profesör teyzeler ailevi ve mesleki bazı problemleri onunla
istisare ederlerdi.

Ezeli Plan ve Nasip
– Yani her sey öyle bir ayarlanıyor ki… Öyle bir tertipleniyor ki…
– Insanın elinde bir sey yok o zaman?
– Daha 5 yasımdayım. Babamın bir arkadası bize geldi. Elini öptüm, harçlık verdi. O yastaki
çocuk ne yapar?… Gider çikolata ve çerez alır. Ben ne yaptım?… Kitapçıya gittim ve
YUNUS EMRE DIVANI satın aldım. 3.5 yasında okuma yazma ögrendim. 5 yasında Yunus
Divanı aldım. Ben daha bunun izahını yapabilmis degilim.
– 5 yasında Yunus Divanı?..
– Evet bir gizli kuvvet elimi Ona götürdü. Bes yasından beri her gün Yunus okudum. Yunus
okumadıgım günüm olmadı.
– Anlıyor muydunuz peki? 5 yas ve o terkipler?
– Gayet tabi hepsini anlamıyordum. Ama muhabbetle okuyordum. Okul hayatım farklı
geçti. Çok kıymetli hocalar derslerime geldi. Lise hocalarımın pek çogu sonraki yıllarda
üniversitede profesör oldu. Ben onların rahle-i tedrisinde yetistim. Bilmiyorum, benim
yetismemde kendi rolüm falan yok efendim.
– O diledi, O yaptı?
– O kadar efendim. Her sey öyle tertiplendi, düzenlendi ki!..
– O diledi, O yaptı demek kolay ama bir de himmet isteyene gayret deniyor. Talebimizi
nasıl ortaya koyarız sizce? Yönelmek dileyenlere neler söylersiniz?
– Fazla bir sey söylenemez. Vermeyince Mabud neylesin Mahmut demis. Nasip isi…Ben o
kanaatteyim. 5 yasında Yunus Divanı. Haydi izah edin!.. Çıkamazsınız içinden. Tüm bilim
adamları toplansa gene izah edemez.
Kalbime o askı veren ne idi? Hani zengin bir adam kölesi ile alıs verise gitmis pazara. Köle
camide ezan okununca izin istemis. Ibadete kosmak için. Adam izin vermis. Millet dagılmıs
camiden köle çıkmaz. Beklemis beklemis gelmemis. Içeri seslenmis camiye: “Hey demis
niçin çıkmıyorsun, seni dısarı salmayan mı var?” O da içeriden seslenmis: “Efendim seni
içeri salmayan kuvvet beni de dısarı salmıyor!..” (Gülüsmeler)

Hepsi O kuvvetin eseri. Yani açıkça söyleyeyim, yetismem, evlenmem, inanın pek bir rolüm
yok. Mesela ben esim rahmetli Rânâ Hanımı görene kadar bekar kalma kararı almıs idim.
Danıstay sınavını birinci olarak kazandım. Bana dediler ki git Ikinci Dairede çalıs. Ikinci
Daire Memurin Muhakematına bakar.

Ne zaman ki Danıstay 2. Dairenin kapısını açıp içeri girdim, o ana kadar kararım
evlenmemek. Bu kızlarla evlenemem basımı derde sokamam derdim önceden. Onu
gördüm, iste o an karar verdim. Daha dogrusu verdirildim!.. Gri bir tayyör giymis, sanki bir
melek. Allah’ın bir melegi…Ne oldu ise o an oldu. Izahı yok efendim.

Sentez Inancı
– Uzun birikimlerinizin sonucu vardıgınız noktaya SENTEZ INANCI diyorsunuz. Nedir
sentez inancı?
– Tevhid!..Islami Tevhid.. Hz. Peygamberin sundugu tevhid. Tevhidin bir sentez olduguna
inanırım. Neyin sentezi?… Madde ile mana, ruh ile beden, akılla duygu, kadınla erkek, iç
güzellik ile dıs güzellik, dünya ile ahiretin sentezi. Ancak mutluluk, sevgi, güzellik bu
sentezle o zaman oluyor efendim.

Bakın Batı uzaya gidiyor. Ne makineler yaptı, akıl fikir duruyor. Allah nasip etti ben bütün
Avrupa’yı karıs karıs gezdim. Olaganüstü güzellikler gördüm. Ama bir de sunu gördüm
bütün Avrupa’da yüzü gülen bir tek kisi yok! Mesut, huzurlu, bahtiyar bir tek insan
görmedim.

Dikkat edin bir Amerikan ya da Avrupa filmi seyredin, film baslıyor viski bardagı ellerinde,
film bitiyor gene viski bardagı ellerinde. Öyle bir dünya kurmuslar ki ancak o viski denen
tahta kurusu kokulu içkiyle bu hayata dayanabiliyorlar!…

Niçin?.. Çünkü Islami Tevhidden uzaklar!.. Papa!.. Eseklik yapıp Islam düsmanlıgında
ayak direyinceye kadar oturup biraz da Kuran ve Hadisleri okusa, Sünneti Seniyyeyi
incelese hem kendi mesut olacak, hem kendi cemaati huzura erecek. Ama yapamıyor!
– Bu da nasip meselesi herhalde?
– Tabii bu da nasiple!

Nefisle Sevgi Beraber Olmaz!
– Sevmek kolay derler. Kalp sevmekle yorulmaz derler. Verdikçe artacak sey sevgi derler.
Kin, nefret kalbe yük derler. Bunların hepsini biliyor insanlar. Bilmelerine ragmen niçin
sevemiyorlar?
– Sunun için sevemiyorlar; ancak nefsaniyetini arka plana itebilen insan sevebilir. Nefisle
sevgi olmaz.
– Olmaz mı?.
– Kesinlikle olmaz. Yeminle söylüyorum olmaz. Ona sevgi denmez: Tutku olur, sehvet olur,
ihtiras olur ama sevgi olmaz. Ancak hizmet olunca, nefsaniyetimizi söyle bir kenara
koyunca sevgi dogar!

Huzurda Olmak, Huzurlu Olmak
– Huzura erenler, huzurda oldugunu fark edenlerdir diyorsunuz bir yazınızda. Huzurda
olmak nasıl bir suur hali?..
– Her zerrede Hakkın varlıgını müsahede etmektir huzurda olmak. Her zerrede.. Insanda,
hayvanda, esyada, yerdeki kum tanesinden gökteki samanyoluna kadar tüm kainatın
Hakkın varlıgı oldugunu müsahede etmek.

Vahdet-i Vücud
– Yeri gelmisken sorayım; Vahdet-i Vücud inancı hakkında görüsünüz?
– Ben de Vahdet-i Vücudcuyum! Vahdet-i Vücud hakkında binlerce kitap yazıldı. Ben onu
iki cümlede özetledim: VAR OLAN HAKTIR. GAYRISI YOKTUR. O kadar!… Hakkın varlıgından
baska bir sey yok efendim.
– Gayrısı vehim mi?
– Kuruntu ve zan… Mecellede bir kaide vardır; ZAN ILE YAKIYN HASIL OLMAZ!…

Cezbe Hali
– Zaman zaman Allah dendiginde titreyen bazı insanlar görüyoruz. Ya da bazı zatların adı
anılınca titriyorlar. Az önce sizde de müsahede etim; Geylani Hazretleri denince titrediniz
ve kasınız gözünüz çekildi. Cezbe dedikleri bu hali açar mısınız?
– Cezbe Askın zirveye ulasmasıdır. O anda, Onun varlıgı sizin varlıgınızı siler sürpürür.
Sadece Allah kalır. Varlıgımızdan zerre eser kalmaz, sadece Allah kalır.
– Cezbe hali, manayı bedenin kaldıramamasıdır, ya da zafiyettir gibi bir yaklasıma ne
dersiniz?
– Bu çok çirkin! Haset dolu, kıskançlık dolu çirkin bir görüs bu! Çünkü ben bilinçli bir
biçimde aman bana asık desinler, aman bana Hak yolunda desinler diye titreme olayını,
ürperme olayını dünyanın en çirkin en adi olayı olarak kabul ediyorum. Ben titredigimde
kendimde degilim. Siz beni o anda ölüme mahkum etseniz, boynumu uzatır buyurun
derim!.. Benim seçimimle, ihtiyarımla olan bir sey degil o cezbe! O anda ben yokum. O
anda Sabri yok! O ask birdenbire çepeçevre sarıveriyor beni. Onun için bunu böyle yanlıs
nitelendirmek hos degil.

Zikir Önerisi
– Tecrübe ve çalısmalarınıza dayanarak soracagım. Insanlara en kolay zikir öneriniz
nedir? Sizin özelde bize bir öneriniz olabilir mi?

– Onu insan kendisi bulacak sultanım. Çünkü benim için faydalı olan bir baska kardesim
için faydalı olmayabilir. Esmai Husnayı inceleyecek, manevi büyüklere bakacak, en çok
hangisi onu ask haline tasıyor ise onu uygulayacak. Sahsa göre degisir. Tabiatta pek çok
sebze var, bana sebze tavsiye et ömür boyu yiyeyim diyemezsiniz. Ben fasülye severim
de kardesim patlıcan sever. Onun gibi iste.

Hac ve Kabe
– Hac ve Kabe’ nin insana verdiklerini konusmak isterim biraz. Size sanıyorum hac nasip
olmustur.

– Olmadı efendim. Çünkü biraz kalp zafiyetim var, doktorlar müsaade etmedi. Yıllardır kalp
ilacı alırım. Ama haccı çok istiyorum. Su mübarek günlerde dua buyurun da Allah bana hac
nasip etsin. Çok istiyorum çoook.

Mi’rac ve Namaz
– Mirac malumunuz sırlar yumagı. Bir de müminin miracı namaz var. Mirac-ı Rasulullah ile
müminin miracı namaz arasında ne tür baglar kurabiliriz?..
– Peygamber Efendimiz evinden kalktı Cebrail (as) ile beraber Kudüs’ e geldiler. Cebrail
dedi, “Ya Rasulallah, bana müsaade”. “Niye, beraber gidelim” dedi. Cebrail “gelemem,
yanarım” dedi.

Insanlık kültür tarihinin en muhtesem olayıdır mirac. Kudüs’ten sonraki kısım. Koskoca
Cebrail “yanarım” demis. Bu çok çok özel bir durum. Yani insan miracta Allah’la beraber.
Namazımızı öyle eda etmeliyiz ki biz o namaz sırasında kendimizde degil yalnız Allah ile
olmalıyız. Iste o zaman namaz müminin miracı olur.

Gözyası
– Kur’an okunurken aglamaya çalısınız hadisi var. Gözyasındaki sır ne?
– Samimi dökülen gözyası sırasında insan Allah’a çok yaklasıyor. O anda tabiri caizse
nefsaniyet eriyor. Onun için Efendimiz bir hadisinde ürpermeyen kalpten, gözyası
dökmeyen gözden Rabbim sana sıgınırım buyurmus. Gözyası önemli. Bir nevi demin
buyurdugunuz cezbe halinin bir alt kademesi gözyası. Yerine göre bir melodi, yerine göre
bir mısra, asil bir bakıs, bir durus insanın gözlerini yasartabilir. Artık o anda nefis yoktur.

Beni bende demen bu ben degilim
Bir ben vardır bende benden içerü
Süleyman kus dilin bilür dediler
Süleyman var Süleyman’ dan içerü

Dr. Münir Derman (k.s)
– Hocanız ve sizi en fazla etkileyen zat diye nitelediginiz, mürsidiniz Dr. Münir Derman
hakkında detaylı hatıralar almak isterdim ama vakit bir hayli geçti. Sizi en çok etkileyen
yönleri, ya da zahiren sahit oldugunuz kerametleri?

– Çok var efendim nasıl anlatsam. Mesela bir tarihte bundan 35 sene önce esim o zaman
savcı idi. Elinde egzama çıktı. Benden rica etti “Sabri dedi heyette dosya okurken elim cılk
yara, egzamalı halde çok utanıyorum. Dua eder misin” dedi. “Rânâ gel Münir Beye dua
ettirelim” dedim. Münir Bey de o gün Eskisehir’ e gidecek. Gardayız. Tren hareket etmek
üzere neredeyse kampana çalacak.

“Efendim Rânâ’ nın eline okur musunuz” dedim. “Gel kızım” dedi elini eline aldı sehadet
parmagını agzına götürüp ıslattı ve yarayı meshetti. “Geçmis olsun” dedi. O oldu, yaradan
eser kalmadı. Halbuki o ana kadar ne cilt profesörlerine gitmis idik. Münir Bey okudu,
geçti. Ve Rânâ’ nın eli bir hafta gül koktu!.. Bir de hastanede ateist bir doktorla tartısması
var Münir Bey’in.

– Nasıl, lütfen buyurun.

– Ateist doktor ates yakar doga kanunu demis. Münir Bey “Allah dilemezse yakmaz”
demis. “Bak göstereyim” demis Münir Bey. Çakmak tasırdı merhum. Elini uzatmıs ve
avucunun altına çakmagı çakmıs. Tam 45 dakika avucuna ates tutmus. Normalde bu
durumda el kömür olur. Nice sonra avucunu o doktora göstermis, hiçbir sey yok ve ates
yakmamıs. Münir Bey kükremis, “gördün mü Allah dilemedikçe yakmadı” demis. Ateist
doktor gözyasına bogulmus hayretten ama, “iman bana zor geliyor” demis!.. Nasip
meselesi dedik ya!

– Münir Derman Bey yaz kıs kısa kollu gömlek ve pantolonla gezermis öyle mi?.
– Evet bir tisört, gri bir pantolon. Hatta çogu kere tisörtün içine atlet de giymezdi. Öyle
gezerdi. Mesela bize gelecegi zaman biz 10 bardak su koyardık buzluga. Öyle su içerdi ki
bardagın yarısı buz, yarısı su olurdu. Hem de zemheride!.. Bazen öyle bir ask atesi
basardı ki gömleginin birkaç dügmesini açardı. Ondan bir koku yayılırdı ki gül kokusu,
manevi bir koku, sanki cennet efendim. Hiçbir kokuya benzemezdi!

– O kokuyu herkes hisseder miydi?
– Hayır efendim herkes hissedemez! Bu gönül bagı ile alakalı!..
– Münir Beyin kabri Ankara Memluk Köyünde. Biz yarın gitmek istesek yakın mıdır?..
– Uzak efendim. Nasip olursa bir daha ki Ankara’ya gelisinizde birlikte gideriz.
– Allah razı olsun sizden. Çok vaktinizi aldık, yorduk sizi.
– Hepimizden efendim. Davetimizi kabul ettiniz, seref verdiniz, Allah sizden de razı olsun.
***

Evet Dostlar! Hakikate adanmıs 72 yıllık bir ömür. Dingin ve huzur içinde bir gönül.
Rızanın, kulluk nesesinin, hakikatle yasama sevincinin canlı timsali Sabri Tandogan’ ı
dinledik. Ömrü uzun ve bereketli olsun. Daha nice Gönül Sohbetlerinde Iman ve Askın
nurlu ısıklarını saçsın!.. (Amin)

Meraklısına:
– Sabri Tandogan’ın sitesi: www.gonulsohbetleri.net
– Dr. Münir DERMAN (k.s): http://sufism.20m.com


590 görüntülendi
Bu haberler ilginizi çekebilir!

YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi
*
Yukarı Geri Ana Sayfa
Plugin from the creators ofBrindes Personalizados :: More at PlulzWordpress Plugins