BOLU HABERLERİ

Fotoğraf Sanatçımız, Ali Fatih AKÇAY ile

Fotoğraf Sanatçımız, Ali Fatih AKÇAY ile
Şuri Hamza Demirel
Şuri Hamza Demirel( [email protected] )
2.284
01 Temmuz 2019 - 15:55

HD…  “Oysa bir köy masalı dinlemekti tek gayem. Sisler içindeki evlere giden toprak yolların olduğu, hayvanlar ile insanların birlikte mutlu yaşadığı sevgi dolu masallar…” diyerek özünde var olan sevgiyle kalbimize dokunan bu masalları fotoğraflarla ölümsüzleştirip bizlerin beğenisine sunan Fotoğraf Sanatçımız Sayın Ali Fatih AKÇAY ile fotoğraf sanatını, aldığı ödüllerini ve yeni projelerini konuşmak üzere bir araya geldik. Ali Fatih Bey hoş geldiniz. Öncelikle bizi kırmayarak röportaj isteğimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Bu güzel röportaja “Ali Fatih AKÇAY kimdir?” diye sorarak başlayalım istiyorum.

A.F.A-  Trabzon doğumluyum, dede tarafından Azeri göçmeniyiz. Atatürk Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünü bitirdim. 13 yıldır da Kültür Bakanlığında sanat tarihçisi olarak çalışıyorum.20 yıldır sanatla iç içeyim ve son yedi yıldır fotoğraf ile ilgileniyorum. Yalnız, fotoğraf her zaman içimde bir tutku idi ve bu tutku ile yaşantıma devam ediyorum.

HD…  “Ben bir bağımlıyım! Dağların bağımlısı… Gidemedim mi ellerim, en az ellerim kadar gözlerim, en az gözlerim kadar yüreğim titrer.” diye doğaya olan sevginizin, fotoğraf sanatına başlamanızda bir etkisi var mı? Fotoğraf çekmeye nasıl karar verdiniz, nasıl başladığınızı anlatır mısınız?

A.F.A- Fotoğraf içimde her zaman var olan bir tutkuydu zaten. Hatta bu soruyu cevaplamama biraz espriyle başlamama izin verin lütfen. Sanırım 6-7 yaşlarındaydım. Rahmetli babamın terzi dükkanı vardı. Ben de dükkanlar etrafında koşturan yaramaz bir çocuktum işte. Halam Almanya’dan bir fotoğraf makinesi getirmişti. Öyle küçük, basit bir makineydi. Çok mutlu olmuştum. Kimselere vermiyordum makineyi. Ama tabii ki içine koyacak film bulamamıştım. Ben de içerisine pil koyup tüm esnafın fotoğrafını çekiyordum. Parası ile tabii…  Sadece yüzlerine flaş patlatıyordum. Eğer başlangıç bu sayılacaksa kötü bir başlangıç yaptım fotoğrafa. Fotoğraf çekmeye doğaya olan sevgimden başladım desem yalan olur ama doğaya olan sevgim makine ile bir bütün olmamı sağladı. İkisi arasında öyle güzel bir dil var ki aslında. Onlar birbirine aşık iki sevgili gibi diyebilirim.  Bir kelebeğin bu kadar güzel uçtuğunu bu sayede fark ettim.

HD…  Fotoğraf neyi anlatır? Yaşamın neresindedir, neresinde yer almalıdır? Bu konuda fotoğrafçılara düşen görev nelerdir?

A.F.A-  Fotoğraf, başkaları için nedir tam olarak bilmiyorum ama benim için nefes almak gibi. Hayatımın her evresinde var. Aslında bir fotoğraf karesinde o kadar çok şey var ki. Her birimiz farklı şeyler görüyoruz. Hatta her birimiz farklı zamanlar da farklı şeyler bile görebiliyoruz. Yani Fotoğrafın anlattığı kişiye ve zamana göre değişiyor. 

HD… Türk Hava Kuvvetleri’nin Akrobasi Timi Türk Yıldızları’nın gösterilerinde çektiğiniz fotoğraf, size Türkiye birinciliğini getirdi. Trabzon sahili, Ayasofya mevkiinde yer alan Şehitler Anıtı ve Türk Yıldızları’nı aynı karede fotoğrafladınız. Bilgi alabilir miyiz bu konuda?

A.F.A- O gün sabah çok erken uyanıp deniz bandında yürümeye başladım. Kilometrelerce yürüdüm. Aslında anıt, çekim sahasının biraz dışında kalıyordu. Eğer kadraja girerse Türk Yıldızları ve Şehitler Anıtı’nın beraber iyi kompozisyon olacağını düşündüm. Yani fotoğrafı zihnimde çoktan çekmiştim. Tek eksik Türk Yıldızları’nın kadrajdaki yerini almasıydı. Uçuşa saatler kala belirlediğim yere gidip yere oturdum ve beklemeye başladım. Tüm fotoğrafçılar Ayasofya Mevkii’nden çekeceği için kadrajıma giren de olmadı. Uçuşun ilk dakikasında çektim o fotoğrafı. Çok mutlu oldum tabii ki. Ve böyle anlamlı bir ödülün gelmesi… Tarifi zor bir mutluluk…

 HD…  “Bir Kış Masalı:  SÜMELA” oldukça emek isteyen bir proje.  Drone ile çektiniz görüntülerini. Çok beğeni ve takdir alan bir çalışma. Bize bu projenizden bahseder misiniz? Ayrıca çekimler süresince zorlandığınız noktalar oldu mu?

A.F.A- Sümela fikri, zaten mesleğimden dolayı vardı. Kışın Sümela, benim için büyüydü. Tabii ki zorlandığım anlar oldu. O yüksek rakımda karda çıkmak zorunda olduğum için zorlu bir yolculuk oldu benim için. Çekimler dört gün sürdü. Sabah başladığım çekimlere hava kararıncaya kadar devam ettim. İnanın bazen doğa size yardım ediyor. Sadece yürekten, arzuyla ve saflıkla istemelisiniz. Havadayken dua ediyorsunuz, sisler arasında Sümela’nın yüzünü göstermesi için. İnanın öyle nazlı, öylesine büyüleyici gösteriyor ki kendini. Doğanın bir dili var. Ben, o dilin çok az bir kısmını duyabildim henüz. Ömrüm yettiğince bu dili öğrenmek için gayret sarf edeceğim. Doğanın dilinden öğrendiğim ilk şey şu oldu: Bu dili işitmek ve anlamak istiyorsanız tüm hırslarınızdan, öfkelerinizden ve kibrinizden kurtulmanız lazım. Dört gün sürdü çekimlerim demiştim hatırlarsanız. Bunun üç günü öylesine güzel geçti ki… Zor hava şartlarında bile çekimler mükemmeldi. Ama dördüncü gün, “insan Ali Fatih” uçurmak istedi dronu. Artık Sümela’ya ve çevresindeki muhteşem doğaya konsantre değildim. Kibrimle birlikte gelmiştim o gün. Zaten alacağımı almıştım ve güzel bir arşiv yapmıştım. Etraftaki insanların çekimlerime güzel demesi, bu bahsettiğim dili işitmeme engel oldu ve dronu çok saçma bir şekilde, ormanın içinde düşürdüm  Bu anlattığım benim hissettiğim tabii ki… Kimilerine anlamsız gelebilir ama inanın benim hissettiğim buydu.

HD…  Ulusal ve uluslararası fotoğraf yarışmalarına katılıyorsunuz ve pek çok birinciliğiniz, ödülleriniz var. Katıldığınız yarışmalardan ve aldığınız ödüllerden bahseder misiniz?

A.F.A- Yarışmalar sadece teşvik amaçlı, birçoğunu da görmüyorum veya duymuyorum bile. Karşıma çıkan yarışmalara fotoğraf gönderiyorum. Fotoğraf yarışması ödülleri, bir fotoğrafın iyi veya kötü olduğunu anlatmaz. Ama tabii ki ödül almak insanı mutlu ediyor. Bu mutluluk dozunda olursa fotoğrafçıyı olumlu etkiliyor. Ama bir çizgi var. Eğer fotoğrafçı bu çizgiyi geçerse artık fotoğraf ile arasındaki duygusal bağı kaybediyor, diye düşünüyorum.

HD…  Reha ÜLKÜ ” Ateş topu- Fotoğraf Eleştirileri” adlı kitabında diyor ki: “Kültürde, sanatta, fotoğrafta bambaşka yönler var. Yüzlercesi internet sitelerinde önünüze tepsi içinde sunuluyorsa binlercesini de kendiniz arayıp bulmalı, tahayyül etmeli ve yaratmalısınız. Yoksa, 22. yüzyılda da hala ok ve yay bakış açısıyla fotoğraf çekersiniz.” Size “fotoğrafta farklılık kavramı”nı sormak istiyorum. Özünde bir düşüncesi, temeli olmayan farklılıklardan değil de tasarlanarak oluşturulmuş bilinçli bir farklılığı sormak istiyorum. Bu konudaki düşüncelerinizi anlatabilir misiniz? Sizin bu tür çalışmalarınız var mı, ya da yapmayı düşünüyor musunuz?

A.F.A- Ben, anı yaşayarak anın fotoğraflarını çekiyorum, fotoğrafa kendim inanmalıyım ki onu insanlara sunabileyim. Doğada ve doğada ki insanda zaten görebilirseniz her kurgu var. Sadece var olan bu müthiş kurgunun anını çekmek istiyorum. Şayet kapalı bir mekanda fotoğraf çekeceksem, mesela bir kayıkçı diyelim. Orada herhangi bir değişiklik yapmak istemiyorum. Ve çalışanın yerini değiştirmek veya o an yaptığı bir işten başka bir iş yapmasını istemek bu bana göre değil. Ben orda yokmuşum gibi veya çalışırken bir arkadaşıyla sohbet eder gibi beni dükkanına kabul etmesini istiyorum. Zaten hemen çekime de başlamıyorum. Önce uzun uzun sohbet ediyoruz. Sonrasında en doğal hali ile çekimlere başlıyorum. Biraz güler misiniz veya anlınızda ki teri siler misin demiyorum yani… O zaten kendiliğinden geliyor…

HD…  Fotoğraflarınızı çekmeden önce bir hazırlık yapıyor musunuz? Yoksa sadece “an”ı mı çekiyorsunuz?

A.F.A- Tabi ki, hazırlık çok önemli. Çekilecek yerin o günkü iklim durumuna bakmak gerekiyor. Ve ne çekmek istediğimiz tabi ki. Bunun için gece yarıları yollara düşmek gerekiyor çoğu zaman. Ama en önemlisi ruhu hazırlamak… Ben yıllar önce bile çektiğim fotoğrafa baktığımda o gün ki ruh halimi anlayabiliyorum. Üzgün müyüm, mutlu muyum, umutsuz muyum, heyecanlı mıyım…hepsi fotoğraf karesinin içerisine bir şekilde giriyor…inanın bu böyle.. En azından ben böyle çekiyorum..

HD…  “En güzel terapi, diğer canlılarla kurulan sevgidir. “sözünüzle bağlantılı olarak -bu konuyla ilgili çok fazla fotoğrafınız var- ben sadece bir tanesinin hikayesini anlatmanızı isteyeceğim: “İnsanlar, ‘kocaman yürekli adam’ diyorlar, çocuğumun kahramanı oldum.” diyen Salim Abi’nizden habersiz çektiğiniz fotoğraftan… Bu fotoğrafınızın hikayesini anlatır mısınız?

A.F.A- Bu, öylesine özel ki nereden başlamalı? 2017’nin Ocak ayı, Trabzon’a son 60 yılın en fazla karı yağdı. Kar kalınlığı sahil kesiminde 66 cm. Sabahın ilk ışıkları ile birlikte Trabzon sokaklarında elimde makinemle yürümeye başladım. Zağnos Köprüsü’nden geçtiğim sırada, bir belediye işçisinin donmuş göleti kırmaya çalıştığını gördüm. Sonra fark ettim ki göletin içinde iki kuğu, buzların arasında sıkışmış, hareket edemiyordu. Ama buz tabakası kırılmıyordu. Belediye işçisi, canla başla uğraşıyordu. Ben de teleobjektifimi takıp çekimlere başladım. Buz göletini kıramayınca tulum giyip gölete girmeye çalıştığını gördüm. Deklanşöre basmaya devam ediyordum ama bir yandan da hayranlıkla izliyordum. Öylesine zor ilerliyordu ki gölette. Sonrasında zor da olsa birine ulaştı. Kuğuyu hemen dışarıya aldı. Sonra ona sarılıp öptü. Sonra kuğuyu kucaklayarak belediyenin kapalı mekanına getirdi. Tekrar gölete gelerek ikinci kuğuya da aynı şekilde kurtardı. Her anını fotoğrafladım. Sonra gezmeye devam ettim ama gördüklerim aklımda çıkmıyordu bir türlü. Tüm Türkiye, tanısın istedim bu insanı ve fotoğrafları Anadolu Ajansına verdim. Ben fotoğrafları çekerken parmaklarım ile deklanşör arasında sıcacık eldivenlerim vardı. Yani burada kendim için bir şey düşünemezdim. Sadece o, tanınmalıydı ki… Öyle oldu.  Yazılı ve görsel basında bu haber çıktı. Belediye Başkanı tarafından o belediye işçisi makamında ödüllendirildi ve aradan aylar geçti. Yaz mevsiminde alanı fotoğraflamak için tekrar göletin olduğu yere gittim. Salim Abi’yi orada yine gördüm. Yanına gidip ona selam verdim. “Merhaba abi!” dedim, o da güler yüzüyle selamımı aldı. “Abi, fotoğraflarını çeken fotoğrafçı bendim.” dedim sadece. İnanın öyle sıkı sarıldı ki bana…  ilk dediği şey “tanımadığım insanlar arıyor, kocaman yürekli adam diyorlar bana… Sen beni çocuğumun kahramanı yaptın” bu aldığım en güzel ödüldü inanın. Bu durumda gözyaşlarınızı tutmak mümkün değil tabiki… Ama çoğunu içime akıttım. Çünkü belki ilk kez bu kadar temiz gözyaşı döktüm. Ve o an, o gözyaşlarının içimde var olan pislikleri temizlediğine inandım. Bu son yazdığım size garip gelebilir, belki bir kısım okura samimi de gelmeyebilir. Ama ben böyle yaşamayı seçtim.  Albert Einstein şöyle diyor.. “Hayatı yaşamanın iki yolu vardır: biri hiçbir şeyin mucize olmadığını düşünmek, diğeri her şeyin mucize olduğunu düşünmek” benim için gökten bir yıldız kaymasını hiç beklemedim mucize olarak… Benim mazilerim evrenin her yerinde her an var zaten…

HD…  Fotoğraf makinenizin ilk deklanşöre bastığınız andan, bu güne geldiğiniz noktada bu büyük başarınızın ardında neler var desem, cevabınız ne olur?

A.F.A- Benim için, km, lerce uzaktaki bir kişinin yüreğine bir fotoğraf karem ile dokunabiliyorsam bundan daha büyük bir başarı olamaz. Başarının en büyük göstergesi bu benim için. Hepimizin karamsar, ümitsiz olduğu anlar oluyor. Böyle anlarımda öylesine güzel mesajlar alıyorum ki bunlar benim bu yolda daha umutla ilerlememi sağlıyor. 

HD…  Eğitim aldığınız/verdiğiniz kişiler var mı? Örnek aldığınız fotografçılar kimlerdir?

A.F.A-Benim eğitmenim doğa. Dediğim gibi onu dinlemeyi seviyorum. Onun sonsuz dilini öğrenebildiğim kadar öğrenmek istiyorum. Sustuğu zamanlar çok korkuyorum. Biliyorum ki bir yerde bir hata yaptım. Profesyonel olarak eğitim vermiyorum. Ama sorulan tüm sorulara cevap vermeye çalışıyorum. Bu çok hassas bir konu ve ayrı bir yetenek gerektiriyor. Yani bilgiyi karşıya aktarmak… Ve maalesef bende böyle bir yetenek yok. Bu yüzden, haddi bilmek gerektiğini düşünüyorum. Şehirde çok güzel kurslar var. İsteyenleri bu kurslara yönlendiriyorum.

HD…  Hazırlığı içinde olduğunuz yeni projeleriniz var mı?

A.F.A- Tabii ki sürekli kendimi geliştirmek istiyorum ve sosyal sorumluluk adına yeni projelerin içinde olacağım. Uzun zamandır aklımda yapmak istediğim bir şey var. Gelirinin sokak hayvanlarına gideceği özel gün fotoğrafları çekmek istiyorum. Ancak şehirden nasıl bir tepki alacağımı kestiremiyorum. Aslına bakarsanız bunun doğru bir şey mi olacağı konusunda da henüz kendimi ikna edebilmiş de değilim. Sonuçta, şehirde bu işten geçimini sağlayan insanlar da var. Onların pazarına girmiş olmak düşüncesi, bu projemi sürekli ertelememe sebep oluyor, diyebilirim.

HD…  Son olarak fotoğraf çekmek isteyen gençlere, tecrübelerinizi göz önünde tutarak neler söylemek isterdiniz?

A.F.A- Gençler… Onlar, en kıymetlisi. Bazen çok yorgun oluyorum. Hepimizin olabileceği gibi… Ama onlardan gelen sorulara elimden geldiğince cevap vermeye çalışıyorum. Onlara sonu her zaman aynı olan, en uzun cevapları veriyorum. Cevaplarımın onlar için hem yol gösterici olmasını istiyorum ve diyorum ki: Gönlünüzün kadrajını, gönlünüzün ayarları ile çekin!

Tesettür
Tesettür Giyim
Tesettür Elbise
Tesettür Elbise Genç

halkalı escortavcılar escortşirinevler escortistanbul escortistanbul escorthalkalı escortşişli escortşirinevler escortesenyurt escortşirinevler escortşirinevler escortbeylikdüzü escortşirinevler escortşirinevler escortbeylikdüzü escortesenyurt escortavcılar escortşirinevler escortşirinevler escortavcılar escortatakoy escortşirinevler escortistanbul escortankara escortantalya escortantalya escortantalya escortavcılar escortbeylikdüzü escortavcilar escortbeylikdüzü escorttesettürlü escortbeylikdüzü escort