BOLU HABERLERİ

Gece, Yalnızlığım ve Ben.

Gece, Yalnızlığım ve Ben.
Şuri Hamza Demirel
Şuri Hamza Demirel( [email protected] )
2.430
04 Ocak 2019 - 14:04

Bu gece sabah olmaz bilirim. Bu gece yalnızlığımın bilmem kaçıncı yeni yılı. Saymadım hiç. Rakamlar büyüdükçe yalnızlığım mayalandı sadece.

Bu gece yılbaşı gecesi…

Küçük gecekondumun demirli penceresi, sokağa bakıyor. Karşıda duvarlar arasına sıkışmış eski bir büfe var. “Baba yadigarı” der durur sahibi.  Altmışını devirmiş, emekli olup Ege’de küçük bir kasabaya yerleşeceğini, domates – maydanoz ekip, kendi öz sermayesiyle Menemen yapacağı günlerin hayalini kurup dile getiriyor sürekli. Rıfat amca; iyi, efendi adam. Gide – gele akraba olduk. İyi tarafına denk gelirsen arada veresiye de verdiği oluyor. Güne kötü başlamışsa, yada evden kavgalı çıkmışsa, bir dal dahi koparamazsın.

Bu yaşam, bu yaşama düzeni bana ters. O nedenle terso günlerim oldukça fazla.  Bazen, karşı büfede tezgah arkasında bölüşürüm yalnızlığımı bu benim gecekonduya bakarak, bazen de burada kendi evimden o tarafa bakarak…

Gece, yalnızlığım ve ben. Topla üç, çıkar yine üç kişiyiz. Yarın yeni yılın başı ama sokaklar kimsesiz. Eski kutlamalar yok artık. Sokak aydınlatmaları üvey evlat muamelesi görmüşçesine, pas kokusu yayıyor etrafa.

Ben buraya taşınmadan evvel açıkmış bu büfe. Ben mahalleye geleli neredeyse yirmi yıl oldu, o sanırım ikinci yirmi yılında. Sabah erkenden açılır içki yasaklarının başladığı saatlerde çeker kepengini karanlığa karışır.

Hesapta yılbaşı ya bugün, akşam gelen giden çok olurda yetiştirmem diye büfeye yardıma çağırdı beni Rıfat Amca.

“Olur” dedim, uyar bana… Sırtladım geceyi ve yalnızlığımı geçtik karşıya. Şişelerle çevrili küçük bir yer üstü mahzeni sanki. Atıştırmalıklar, paket çerezler, çiklet, çikolata, meşrubat, sigara, tütün, kutu biralar, ve alkollü içkiler. Ustalıkla düzenlenmiş her şey.

Vakit ilerliyor. Gelen-giden fazla kalabalık değil. Ben poşetliyorum, kasada Aziz amca parasını alıyor. Tek başıma bunlarla baş edebilirim deyip seslendim Rıfat amcaya.

” Rıfat amca, kaç yıldır ailenden uzak yılbaşı geçiriyorsun sen?

 Düşünmeden cevap verdi.” Bu yirmi sekizinci yıl”.  Her yılı, kaydetmişcesine ömrüne.

“Haydi, sen git ben idare ederim bu gece. Zaten gelen gidende azaldı. En çok satılanların fiyatlarını da yaz şuraya. Diğerlerini ben ortalarım. Az sana az onlara gayri”…

Son trene koşarak yetişmiş, nefes nefese bir yolcu gibi gözlerinin ışığı parladı. Şaşırdı ama bu teklif geri çevrilmez bir şeydi. Olur muydu olurdu. Kalktı montunu giydi, tam çıkarken kapıdan;

“Bir paket kuru yemiş ile bir ufak rakı aç. Yerinde olsam önce bir bira içerdim. Ama çarpıyorsa bunların hiç birini içme. Açık veririsin sonra” dedi.

“Ben hayatta açık vermişim, hesapta açık versem çok mu?” dedim. Gülüştük.

Bardağımı birayla doldurup, daha da soğusun diye dolaba koydum. Yoğunluk iyice azalınca açılışı yaptım. Gece ilerledikçe gelenlerin tipi değişmeye başladı. Belli ki şişede durduğu gibi durmuyordu namussuz.  Gazete kağıdına sarıp ellerine verdiğim şişeler,  iflah olmaz yalnızlıklarıydı onların biliyordum.

Çıtayı daha büyütüp, büfenin en görünmez kısmına çilingir sofrasını kurdum. Başladım kendimde sakladığım kendi yalnızlıklarımın kapılarını zorlamaya.

Sokaklar iyice boşaldı. Islak yerlerde parlayan ışıklar, tek tük koşturan gölgeler azaldı. Bir sokak köpeği çetesi geçti. Akşam yemeğimin artıklarını verdim sevabına.

Sabaha doğru kapattım büfeyi. Yedek anahtarını vermişti Rıfat amca. Açık vermiş miydim bilmiyorum. Eve geçtim.

Akşama doğru uyandım. Camdan baktım büfe kapalı. Ertesi  sabah yine kapalı.  Sordum soruşturdum ev telefonuna ulaştım sonunda. Telefona karısı çıktı. Bu sefer Rıfat amca açık vermişti. Hem de hayattan.

antalya escort Her yılbaşını ailesinden uzaklığını, toplaya toplaya çoğaltan Rıfat amca, yirmi sekiz yıl sonra yakaladığı bu sevinci aşırı alkolle süslemeye çalışırken komaya girmiş, hastaneye kaldırılırken yolda kaybetmişler. Domates – maydanoz yetiştirip,  Ege’de bir menemen yapamadan uğurladık karlı bir ocak ayının ikinci günü, ikindi vakti. Çocukları yurtdışında çalışıyordu. İzin alamamışlar, yetişemediler cenazeye. Sonradan geldiler mi bilmiyorum? Bir kaç akrabaları gelmiş uzaktan, esnaf komşuları ve birde biz.  “Yani;  Gece yalnızlığım ve ben“

Ben yalnızlığımdan şikayetçiydim o kalabalık lığından. O yalnız gitti ben kalabalıklar içinde hala yalnızım. Işığın bol olsun Rıfat amca. Bol olsun ki bu dünyada göremediklerini o dünyada görebilesin…

Şuri Hamza Demirel Gece Yalnızlığım
Gece Yalnızlığım ve Ben
halkalı escortavcılar escortşirinevler escortistanbul escortistanbul escorthalkalı escortşişli escortşirinevler escortesenyurt escortşirinevler escortşirinevler escortbeylikdüzü escortşirinevler escortşirinevler escortbeylikdüzü escortesenyurt escortavcılar escortşirinevler escortşirinevler escortavcılar escortatakoy escortşirinevler escortistanbul escortankara escortantalya escortantalya escortantalya escortavcılar escortbeylikdüzü escortavcilar escortbeylikdüzü escorttesettürlü escortbeylikdüzü escort