BOLU HABERLERİ

KURAN, ANLAŞILMAK ZORUNDADIR – 2

KURAN, ANLAŞILMAK ZORUNDADIR – 2
Halil İbrahim Yaman
Halil İbrahim Yaman( [email protected] )
HALİL İBRAHİM YAMAN Kimdir ? . Hukukçu, Yazar, Fikir Adamı. ( Tüm Yazılarına ulaşmak için, " https://bolupostasi.com/author/halilibrahimyaman " ı kopyalayıp aratınız. ) * Bolu’nun Gerede İlçesi’ne bağlı Bucak iken 1991 yılında İlçe olan, bugünkü Dörtdivan İlçesi’nin Yalacık Köyü’ndendir. Kayden de Yalacık doğumlu olup, 1950 yılında “doğum sorunları sebebiyle” Ankara’da doğumevinde Dünya’ya geldi. Sekiz yaşında da, annesiyle, Ankara’da çalışan babasının yanına geldiler. * Ankara Atilla ve Gülveren İlkokulları ile Gülveren Ortaokulu ve Lisesi'nde okudu. İki yıl kadar Ankara İmam-Hatip Okulu'nun Orta bölümüne devam etti. Ortaokulda Şiir, Lisede Makale yazmaya başladı. Lisedeki, ilk şiir yazma yarışmasında birincilik, yağlı boya resimde ise üçüncülük aldı. Şiirlerini olgunlaşmadan ortaya çıkarmadı. * Üniversite öğrenimini, Ankara Valiliği'nde memurken yapıp, 1977 de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Öncesinde, bir yıl da AÜ. Yükseliş Mimarlık ve Mühendislik Yüksek Okulu İnşaat Mühendisliği akşam bölümüne devam etti. İmkânsızlıklar sebebiyle 3 kez okul değiştirdi. * Fakülte yıllarında, kısa bir süre Milli Türk Talebe Birliği Gülseren Teşkilatı ile ilgilendi. Bazı yerel ve genel gazetelerde, kendi ismi ve “Yaman Dost” ismiyle, okuyucu sıfatıyla birkaç makalesi yayınlandı. * Askerliğini, Yedek Subay olarak Kars İli'nde yaptı. Kastamonu Tosya’da C.Savcılığı, Adıyaman’ın Çelikhan ve Yozgat’ın Çayıralan İlçelerinde de Çelikhan Hâkimi ve Çayıralan Ceza Hâkimi görevlerinde bulundu. Adalet görevi yıllarında, yayın ve yayım faaliyetinde bulunmadı. O günkü koşullarda anlamlandıramadığı şekilde görevine müdahale yaşayınca, ayrıldı. * Atandığı Kars Göle Noterliği'ne, koşulları sebebiyle başlamadı. Yozgat Sarıkaya’da Serbest Avukatlık bürosu açtı. Ardından Yozgat Boğazlıyan Hazine Avukatı, Van Müşavir Hazine Avukatı ve Van İli Muhakemat Müdürü Vekili oldu. Düzenin hukukdışı işleyişini biraz öğrenmiş iken Hâkimliğe dönüşünü, muhtemelen aynı müdahaleci gizlilikler(!) engelledi. * Bu, ilki "Şiirler ve Yorumlar", ikincisi sonuçsuz kalan "Dilekçeler", son dördü de bilgilenme, dava ve temyiz haklarının bile bulunmadığı -kapalı ortamlarda gelişen- haksızlıklara karşı "Makaleler" olmak üzere, altı kitabın yolunu açtı... Kitaplarında konu sınırlaması yoktur. Yazılanlar, toplum içinden çok yönlü yansımalardır… Bizim Sevgi Bağları; Bana Özgürlüğümü Verin, Nutuklarınız Sizin Olsun; Zulüm; Sevgi Devleti; Bir Demet Çiçek Gibi, Bir Demet İnsanlık; Çiçeklerin Tanrısı, Bizim Tanrımız; isimli bu kitapları, İnternet ortamında da yayınlanmaktadır. Yazarın ve kitabının ismi arama motorlarına yazılarak, site, blog, e-posta ve istek-okuma adresine ulaşılabilir. * En son Çorum İskilip Müşavir Hazine Avukatı iken emekli olup, biraz İngilizce bilir, evli ve çocuksuzdur. Halen Ankara’da ikamet eder. - BLOGU: Halil İbrahim KİTAPLARI " http://hayaman.blogspot.com "
3.276
30 Aralık 2012 - 12:43

   KURAN, ANLAŞILMAK ZORUNDADIR – 2  

         

            Allah ne diyor? Bilmek zorundayım. Ben, Allah’a ne diyorum?  O’ndan ne istiyorum, ne diliyorum?  O’na ne söz veriyorum?  Bilmek zorundayım.  Allah’ın ve Kuran’ın, hangi suresini, hangi ayetini, hangi konuda ve nerede kullandığımı bilmek zorundayım.  Herşeyi yerli yerinde ve ilgili yerinde kullanmak zorundayım. Dua ettiğimi sanarak, beddua etmemek için. İstekte ve dilekte bulunduğumu sanarak, hikâye edilmiş konuları tekrarlamamak için. Anlamak ve o anlamlara yürekten katılarak, bağlanmak zorundayım. Allah’ım ile, kitabı aracılığıyla, kendi dilimde, kendi vicdanımda, kendi iletişimimi kurmak zorundayım… Yoksa, büyük bir kutsal kitaba sahip, ulu ve yüce bir son dinin; kendisine ve bilgisine hiçbir şey gizli olmayan, yüceler yücesi, ulular ulusu, en büyük bilici, en büyük bilgin, Evren’in, âlemlerin ve orada bulunanların, orada olup bitenlerin yaratıcısı, tek, üstün, ilksiz ve sonsuz, bilgi, bilinç, fazilet ve erdem yücesi bir Tanrı’nın; ellerindeki dinsel ve dünyasal bilgi hazinesini perdeleyip kilit altına sokmuş, ona gözlerini, gönüllerini, ruhlarını, kafalarını ve akıllarını kapatmış, bilgisiz, bilinçsiz, cahil, şaşkın, dalgın, gafil, fakir, garip, yetersiz, inkârlar, yanlışlar ve günahlar içindeki kullarından olmaktan öteye geçemeyiz! Nitekim geçilememiştir.

            Hazine üzerinde oturan, fakat ondan habersiz fakirin, aç açık, biçare hali gibidir halimiz.  Fakat burada fakirin özrü, hazinenin varlığını bilmemektir. Kuran’ı bilmemekte ise, insanın özürü yoktur.  İnsan, hazinenin varlığını bilmekte, fakat onu açmaya korkmaktadır. Onu açmamak için, korkular yaratmıştır veya yaratılmıştır. Ya da insan korkutulmuştur. Bu korku, asla Allah’tan değildir!  Kuran, insanların anlamaları ve ona göre davranmaları için gönderilmiştir.

            Allah, muhakkak ki her dili bilmekte ve de anlamaktadır.  Kuran, Allah’ın bilmesi ve anlaması için değil,  insanın bilmesi ve anlaması içindir. İnsanın bilmesi ve anlaması da, ancak kendi diliyle mümkündür. Allah, “Benim size gönderdiğimi, siz de aynen bana geri göndermeyin. Benden aldığınızı, aynen bana geri satmaya çalışmayın. O zaten bendendir. O benim katımdandır. O benim mâlumumdur.  O size verilen onurdur. O sizde kalacak. İhtiyaçlarınız onunla giderilecek.  Ona sizlerin ihtiyacınız var… Sizler, ışığın vurup aynen geri yansıdığı, cansız, bilinçsiz aynalar değilsiniz. Sizler insansınız!  Size gönderileni, okuyup, dinleyip anlayacak, kavrayacak; onu kafanıza, beyninize, aklınıza, fikrinize, düşüncenize, kişiliğinize, halinize, tavrınıza ve eyleminize katacaksınız. O sizde kalacak. O sizin!  Siz onunla bütünleşeceksiniz. Siz, onun vasıtasıyla, benimle bütünleşeceksiniz. O size lâzım. O size gerekli. O size yararlı. O sizin için!  O sebeple, onu siz anlamak, kavramak, bilmek, düşünmek ve yaşamak zorundasınız!” demektedir, Kuran’ın genel mesajı olarak vahyen, insanın düşünsel kazancı olarak da aklen.

            Tanrı sözü, şüphesiz en büyük, en yüce ve en ulu sözdür. En ciddi, en doğru, en saygın sözdür. O sözü getiren melek, mutlaka onu peygambere en yüce şekilde ulaştırmıştır. Onu duyan kulak, onu hisseden beyin, onu algılayan kafa, beden, ruh, gönül ve vicdan, mutlaka en büyük haz yanında, en büyük ve ciddi bilgileri de alır… Ciddi sözler, ciddi hitaplar, ciddi emirler ve ciddi öğütler, ciddi hitabetler halinde, özlü, anlamlı, duyarlı, kesin ve kararlı şekillerde verilirler. Allah’ın sözü olan Kuran’ın, Arapça ve Türkçe okunuşuna ve söylenişine de böyle bakmak lâzımdır. Devlet büyükleri ve aile büyükleri dahi emir ve öğütlerini, şarkı, türkü,  mani, ilahi söyler gibi vermezler; ciddi, kesin, kararlı konuşma ve hitabet kuralları içinde verirler. Kuran’ın, okunuşuna ve söylenişine, makamla okunuş tarzı ne zaman girdi bilmiyorum. Kuran’ın sırf bu şekilde okunuşu ve söylenişi ile yetinilmesi de, doğru ve yararlı görünmüyor. Âlemlerin en ciddi kitabının, en ciddi Tanrı sözlerinin, insanların bilgisine sunulmasında, insanların onunla uyarılmasında; çok zaman anlamdan, manadan, mealden uzak olarak, sırf müzikal ve duygusal yönünün kullanılmasından başka bir şey yapılmıyor olması, dinsel cahil kalmışlığın baş sebeplerindendir.         

“   Devamı gelecek yazıdadır… ” 

 

Halil İbrahim YAMAN

Çiçeklerin Tanrısı, Bizim Tanrımız. Sayfa 159-161

http://hayaman6.blogspot.com  

 

halkalı escortavcılar escortşirinevler escortistanbul escortistanbul escorthalkalı escortşişli escortşirinevler escortesenyurt escortşirinevler escortşirinevler escortbeylikdüzü escortşirinevler escortşirinevler escortbeylikdüzü escortesenyurt escortavcılar escortşirinevler escortşirinevler escortavcılar escortatakoy escortşirinevler escortistanbul escortankara escortantalya escortantalya escortantalya escortavcılar escortbeylikdüzü escortavcilar escortbeylikdüzü escorttesettürlü escortbeylikdüzü escort