hava Hafif Yağmur Geçişi
DOLAR 19,0055 %% 0.07
EURO 20,2635 %% 0.6
GRAM ALTIN 1.179,21 %% 0,54
ÇEYREK A. 1.928,01 %% 0,54
BITCOIN 504.959 %5.551
SON DAKİKA
Google News

KURAN, ANLAŞILMAK ZORUNDADIR – 2

Son Güncelleme :

30 Aralık 2012 - 12:43

KURAN, ANLAŞILMAK ZORUNDADIR – 2

   KURAN, ANLAŞILMAK ZORUNDADIR – 2  

         

            Allah ne diyor? Bilmek zorundayım. Ben, Allah’a ne diyorum?  O’ndan ne istiyorum, ne diliyorum?  O’na ne söz veriyorum?  Bilmek zorundayım.  Allah’ın ve Kuran’ın, hangi suresini, hangi ayetini, hangi konuda ve nerede kullandığımı bilmek zorundayım.  Herşeyi yerli yerinde ve ilgili yerinde kullanmak zorundayım. Dua ettiğimi sanarak, beddua etmemek için. İstekte ve dilekte bulunduğumu sanarak, hikâye edilmiş konuları tekrarlamamak için. Anlamak ve o anlamlara yürekten katılarak, bağlanmak zorundayım. Allah’ım ile, kitabı aracılığıyla, kendi dilimde, kendi vicdanımda, kendi iletişimimi kurmak zorundayım… Yoksa, büyük bir kutsal kitaba sahip, ulu ve yüce bir son dinin; kendisine ve bilgisine hiçbir şey gizli olmayan, yüceler yücesi, ulular ulusu, en büyük bilici, en büyük bilgin, Evren’in, âlemlerin ve orada bulunanların, orada olup bitenlerin yaratıcısı, tek, üstün, ilksiz ve sonsuz, bilgi, bilinç, fazilet ve erdem yücesi bir Tanrı’nın; ellerindeki dinsel ve dünyasal bilgi hazinesini perdeleyip kilit altına sokmuş, ona gözlerini, gönüllerini, ruhlarını, kafalarını ve akıllarını kapatmış, bilgisiz, bilinçsiz, cahil, şaşkın, dalgın, gafil, fakir, garip, yetersiz, inkârlar, yanlışlar ve günahlar içindeki kullarından olmaktan öteye geçemeyiz! Nitekim geçilememiştir.

            Hazine üzerinde oturan, fakat ondan habersiz fakirin, aç açık, biçare hali gibidir halimiz.  Fakat burada fakirin özrü, hazinenin varlığını bilmemektir. Kuran’ı bilmemekte ise, insanın özürü yoktur.  İnsan, hazinenin varlığını bilmekte, fakat onu açmaya korkmaktadır. Onu açmamak için, korkular yaratmıştır veya yaratılmıştır. Ya da insan korkutulmuştur. Bu korku, asla Allah’tan değildir!  Kuran, insanların anlamaları ve ona göre davranmaları için gönderilmiştir.

            Allah, muhakkak ki her dili bilmekte ve de anlamaktadır.  Kuran, Allah’ın bilmesi ve anlaması için değil,  insanın bilmesi ve anlaması içindir. İnsanın bilmesi ve anlaması da, ancak kendi diliyle mümkündür. Allah, “Benim size gönderdiğimi, siz de aynen bana geri göndermeyin. Benden aldığınızı, aynen bana geri satmaya çalışmayın. O zaten bendendir. O benim katımdandır. O benim mâlumumdur.  O size verilen onurdur. O sizde kalacak. İhtiyaçlarınız onunla giderilecek.  Ona sizlerin ihtiyacınız var… Sizler, ışığın vurup aynen geri yansıdığı, cansız, bilinçsiz aynalar değilsiniz. Sizler insansınız!  Size gönderileni, okuyup, dinleyip anlayacak, kavrayacak; onu kafanıza, beyninize, aklınıza, fikrinize, düşüncenize, kişiliğinize, halinize, tavrınıza ve eyleminize katacaksınız. O sizde kalacak. O sizin!  Siz onunla bütünleşeceksiniz. Siz, onun vasıtasıyla, benimle bütünleşeceksiniz. O size lâzım. O size gerekli. O size yararlı. O sizin için!  O sebeple, onu siz anlamak, kavramak, bilmek, düşünmek ve yaşamak zorundasınız!” demektedir, Kuran’ın genel mesajı olarak vahyen, insanın düşünsel kazancı olarak da aklen.

            Tanrı sözü, şüphesiz en büyük, en yüce ve en ulu sözdür. En ciddi, en doğru, en saygın sözdür. O sözü getiren melek, mutlaka onu peygambere en yüce şekilde ulaştırmıştır. Onu duyan kulak, onu hisseden beyin, onu algılayan kafa, beden, ruh, gönül ve vicdan, mutlaka en büyük haz yanında, en büyük ve ciddi bilgileri de alır… Ciddi sözler, ciddi hitaplar, ciddi emirler ve ciddi öğütler, ciddi hitabetler halinde, özlü, anlamlı, duyarlı, kesin ve kararlı şekillerde verilirler. Allah’ın sözü olan Kuran’ın, Arapça ve Türkçe okunuşuna ve söylenişine de böyle bakmak lâzımdır. Devlet büyükleri ve aile büyükleri dahi emir ve öğütlerini, şarkı, türkü,  mani, ilahi söyler gibi vermezler; ciddi, kesin, kararlı konuşma ve hitabet kuralları içinde verirler. Kuran’ın, okunuşuna ve söylenişine, makamla okunuş tarzı ne zaman girdi bilmiyorum. Kuran’ın sırf bu şekilde okunuşu ve söylenişi ile yetinilmesi de, doğru ve yararlı görünmüyor. Âlemlerin en ciddi kitabının, en ciddi Tanrı sözlerinin, insanların bilgisine sunulmasında, insanların onunla uyarılmasında; çok zaman anlamdan, manadan, mealden uzak olarak, sırf müzikal ve duygusal yönünün kullanılmasından başka bir şey yapılmıyor olması, dinsel cahil kalmışlığın baş sebeplerindendir.         

“   Devamı gelecek yazıdadır… ” 

 

Halil İbrahim YAMAN

Çiçeklerin Tanrısı, Bizim Tanrımız. Sayfa 159-161

http://hayaman6.blogspot.com  

 

YORUM ALANI

Veli Afacan 30 Aralık 2012 / 19:55 Cevapla

SAYN HALİL İBRAHİM YAMAN BEY. YAZINIZI OKUDUM NACİZHANE KURAN TÜRÇE MEALİ AÇIK OLAN VE TARTIŞMASI MALİNİ YAZAN KİŞİLERİN YORUMA GERE KALMADAN ANLAYAİLECEĞİ BİTR TARZDA YAZILMIŞ VE OKUMAKTAYIZ.YORUM BİRDİR O DA KURANDAKİ SÖZLERİ YORUMU. BİR DE TANRI BİZİM MÜSLÜMANLARA Aİ SÖZ DEĞİL ALLAH (C.C.) OLARAK YAZILMALI. VE CELLE CELALÜ İLEDE KISATLMASI KONULMADIR. SAYGILARIMLA
VELİ AFACAN

    Halil İbrahim Yaman 31 Aralık 2012 / 17:20 Cevapla

    – Veli bey, yorumunuz için teşekkür ederim. Kuran'ın Türkçe Mealini okuyor olmanızdan ayrıca memnun oldum. Bizim demek istediğimiz de, Kuran'ın aslının ve anlamının böyle herkesce birlikte okunmasının yararlı olacağıdır. Yalnız farklı ve tartışmalı mealler de var. Yazıma kaynak olan 516 sayfalık kitabımda buna da dikkat çekilmiştir, diğer pek çok şey gibi… Tanrı kelimesi
    Türkçedir ve İlâh demektir. "Çiçeklerin Tanrısı, Bizim Tanrımız" isimli kitabımın 2. sayfasında da açıklandığı gibi (ki kitabıma, Allah'tan başka şeylere Tanrı veya İlâh diyerek, küfre düşüp Allah'a ortak koşanlara inatla bu isim verilmiştir, yer yer Tanrı kelimesi Tanrı'nın sadece Allah olduğunu vurgulamak için kullanılmıştır. Uyanmak ya da uyanmamak elbet artık herkesin
    kendisine kalmıştır): Allah'tan başka Tanrı yoktur. Zaten “ Lâ İlâhe İllallah ”, yani "Allah'tan başka Tanrı yoktur" demekteyiz. Tanrı, İlâh’ın Türkçesidir. Kuran'da, Allah isminin geçtiği her yerde, genelde İlâh kelimesi de vardır. Onunla Allah kastedilir ve başka herhangi bir şeyin tanrılığı ret edilir. İlâh, "tek tapılmaya layık olan" anlamında olup, zaten Allah'ın isim ve
    sıfatlarındandır. O halde Allah'a, diğer isimlerinin yanında (ki onlar, nelere gücü ve kudreti olduğunu anlatan sıfatlarıdır), İlâh veya Tanrı da denebilir. Bunların yaygın kullanımları vardır. Allah bir, Tanrı birdir. Gerçekten Allah'tan başka Tanrı mı var? Asıl putlara ve de benzerlerine ilâh veya tanrı denilmesine karşı çıkılmalıdır. Allah’a ortak koşulmamalıdır ve koşturulmamalıdır. Öze ve esasa bakılmalıdır. Yerine göre, Allah'a bütün isim ve sıfatlarıyla hitap ederim. Yalnız, Allah ismi tercüme edilmez, olduğu gibi kullanılır. Eğer Kuran' daki herhangi bir ayetteki Allah ismi, Tanrı diye tercüme ediliyorsa, müslümanlara inatla Tanrı kelimesinden başkası
    kullanılmıyorsa, o zaman yapılan yanlıştır. Adalet, herşeyi yerli yerine koymaktır. Biz bunu yapmaya çalıştık. Kim, neye tanrı derse desin; yazımız ve kitabımız Tanrı’nın bir tek olduğunun, onun da Allah olduğunun izahıdır. Suudi Arabistan'ın Suudi1 TV kanalında, bir ara okunan Kuran'ın İngilizce tercümesi altyazı olarak veriliyor ve orada ayetteki Allah kelimesi bile God yani Tanrı diye tercüme edilip yazılıyordu ki, ben kitabımda bunun bile yanlış olduğunu yazmışımdır… Celle Celalü değil, Celle Celalühü'dür. Hü, Allah'ı ifade eder, O' olarak da kullanılır. Anlamı, "Allah'ın şanı ne yücedir" demektir. Kısıtlı yazılı ortamlarda, özellikle ilmi izahlarda kullanıldığı ve kullanılmadığı durumlar vardır ve takdire bağlıdır. Yazılı bir eser, baştan
    sona "Allah'ın şanının daha ne kadar yüce olduğunu" anlatmaya çalışmanın yoğun çabaları ve gayretleri ile dolu ise, asıl onları görmek gerekir, (c.c) deyip geçivermek yerine. Fakat asıl genelde karşılıklı sesli dini konuşma ve sohbet ortamlarında, peygamberimizin ismi geçtiğinde, dinleyenlerce "Allah'ın selamı üzerine olsun"; Allah'ın ismi geçtiğinde de, yine dinleyenlerce "O'nun şanı ne yücedir" diye mukabil selam ve saygı karşılığı verilmesi gerekir ki,
    sünnet olan budur. Benden de saygılar. 31.12.2012

Ali Yilmaz 03 Ocak 2013 / 12:49 Cevapla

insan dinini orjinal anlatılan eserlerden kendisi okuyacak , anlayacak ve yorumlayacak şekilde yetiştirilse daha güzel olmaz mı ? Başkalarının yönlendirmeleriyle hataya düşmekten, yanlışlar yapmaktan kurtulmaz mı ?
Bilgisi kültürü daha fazla artmaz mı ?
Neye inandığımızı, neden inandığımızı aslından anlayacak kapasiteye gelsek; ufkumuz acılmaz mı, kültürümüz daha fazla artmaz mı ?

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.